Kendini İfade Etme Yolları

Kendini İfade Etme Yolları

 Kendimizi ifade etmek ve dışa vurmak için gösterdiğimiz çabanın % 80'inin, kelimeler kullanmadan gerçekleştiğini biliyor musunuz? Bu konuda araştırmalar yapan bilim adamlarının iddiaları bu yönde. Halbuki biz, herşeyi konuşma ve kelimeler aracılığı ile hallettiğimize ne kadar da çok inanırız. Kalın sözlükler, dil bilgisi kitapları ve çeşitli ansiklopediler bizlere gramer bilgilerini aktarırlar, kelimelerin nasıl yazılacağını, doğru cümlelerin ne biçimde kurulacağım açıklamaya çalışırlar. Ama kendimizi ifade etmenin ve diğer insanlarla bir iletişim ve diyalog içine girmenin diğer yollan ya da değişik alternatifleri hakkında bize bilgi veren ve yol gösteren ne bir kimse, ne de bir kitap yoktur.

Daha da kötüsü, bize, bu iletişim yollanm bastırmamız yönünde telkinde bulunulur.
 
Böyle olunca da, kendimizi doğal bir biçimde ifade etme yeteneğimiz giderek zayıflar ve unutulur. Aynı şekilde, karşıdan gelen bu türlü mesajlan da algılayamaz oluruz. Yani bir kimse bize, gözleri, elleri ve teniyle bizi sevdiğini ifade etse, buna bir türlü inanamaz ve onun, bunu ille de sözlerle söyleyip, açıklamasını isteriz, böyle bir tamamlamaya ihtiyaç duyarız.
Yakın zamanlara kadar, iş adamları, aralarındaki anlaşmayı bir el sıkışma ile hallederlerdi. Günümüzde ise, bu iş için sayfalarca sözleşmelere gerek duyuluyor. Öyle görünüyor ki, "sözsüz" haberleşme (ya da iletişim) yeteneği de, tıpkı insanlann birbirlerine güvenleri gibi giderek (ve hızla) yok oluyor.
 
Aynca, insanları kandırmak, yanıltmak ya da manipule etmek için kullanılan kelimelerin sayısı, bizi korumak ve daha iyiye yöneltmek için kullanılanlardan kat kat fazla. İşte bu nedenle, herhangi bir durumda kendimizi ifade eder ve dışa vururken, dikkat etmemiz gereken bazı kurallar vardır:
 
1.  Eğer birisine bir şey anlatmak istiyorsak, bunu içimizde bastırmadan, ifade etmeli ve dışa vurmalıyız.
 
2.  Düşüncelerimizi ve anlatacaklanmızı, onlan ilgilendiren kişilere açıklamaktan korkmamalıyız.
 
3. İleteceğimiz mesajı, tam etkili olarak yerine ulaştırabilmek için, ona uygun olan ifade biçimini seçmeliyiz.
 
Bu üç öneri, belki size ilk bakışta biraz basit gelebilir, ama gelin bu kurallar ile hayatınızda neleri değiştirebileceğinize bir göz atalım. Böyle davranmakla:
 
Karşınızdaki kişi her kim olursa-olsun, ona, aklınızdan geçenleri ve kendisi için düşündüklerinizi rahatlıkla açıklayabilirsiniz.
 
•  Konu ile ilgili olan kişilere durumu açıklayamayıp, sonra da onları başkalarına şikayet etmek yerine, onlara: "Bak arkadaş, senle bir sorunumuz var, gel bunu oturup birlikte çözelim" önerisini rahatlıkla ve çekinmeden yapabilirsiniz.
 
•  Gereken kişiyle hemen oturup-konuşmanın mı, yoksa önce ona bir mektup yazarak, zaman kazanmanın mı gerektiğine karar verebilir ya da onun, kendi kendine konuşmasını engellemek için, karşılıklı konuşmayı seçebilirsiniz.

"Kendini ifade etmek" oldukça geniş kapsamlı bir kavram. Bu nedenle içerdiği alanı tam olarak tanımlayabilmek zor oluyor. Bazen konuşmak anlamına gelirken, bazen de susmak ve dinlemeyi içerebiliyor. Kimi zaman bir iddia ortaya atmak, kimi zaman ise doğru sorular sorarak, konuşmayı yönlendirmek ve iddiayı yargılamak özelliğini de taşıyabiliyor.

Kendini ifade etmek, bazı zaman derin bir iç çekmeyle sıkıntıdan kurtulmayı gösterdiği gibi, bazı zaman da televizyonda bir futbol maçını seyrederken bağırarak, gerginlikten sıyrılmak demek oluyor.

Birinin elini nasıl sıktığınız, ona nasıl baktığınız ya da gözlerinizi kaçırdığınız, sizi, duygularınızı gizlemek için kullandığınız bir sürü nezaket cümlesinden çok daha iyi bir biçimde ortaya koyar ya da ele verir.

Şunu belirteyim: Kendini doğru olarak ifade etmek, doğruyu söylemek anlamına gelmez. Çünkü çıkarlarımıza hizmet ettiği sürece, yalan söylemek de pratik bir çözüm yolu olabilir. Konumuz günlük hayatla başa çıkmak olduğu için, yalandan da gerektiğinde yararlanılabilir. Çünkü bizim rakiplerimiz olan reklâmcılar, politikacılar, avukatlar, doktorlar, gazeteciler ve çıkarları bizi dilediklerince yönlendirmek olan herkes, bizi direkt ya da dolaylı yoldan yalanlarla kandırmakta ve aldatmaktadırlar. Onlara aym silâhlarla karşı koymak, sanırım pek ters bir şey değildir.

Kendini ifade etme sanatına sahip olmak, kibar, doğru ya da namuslu davranmak demek değildir. Bu sanat, mümkün olan bütün imkânlardan istifade ederek, iki temel hedefe ulaşma amacını taşır:
 
1. Olabildiğince sık ve uzun sürelerle mutlu olabilmek.
 
2. Herhangi bir kişinin ya da herhangi bir olayın, bizi mutsuz etmesini engellemek.
 
Bizim teshillerimize göre, bu temel hedeflere ulaşmamızı engelleyen dört tane faktör vardır ve bunların hepsi de, bizim uysal, itaatkâr ve yardıma hazır kişiler olarak eğitilip, yetiştirilmemizden kaynaklanmaktadırlar:
 
1. Engel: İlk adımı atmaktan korkmak. Nedense hepimizin içinde o malûm "memur zihniyeti" yatmaktadır: "Sesini çıkarmazsan, hata yapmazsın!"
 
2. Engel: Olumsuz sonuçlarla karşılaşmaktan duyulan korku, bir başarının getireceği sevince, çoğu kez baskın çıkar.
 
3. Engel: isim, unvan ve mevkiye karşı duyulan saygı içimizde öylesine yer etmiştir ki, hiç bir zaman kendimizi onlarla aynı düzeyde görme cesaretini gösteremeyiz.
 
4. Engel: Manipulasyon oyununun teknikleri konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmadığımız için, kendimize güvenemeyiz.

Bütün bu engelleri tek seferde aşmamızı sağlayacak bir reçete yoktur. Ama şu ana kadar okuduklarınız ya da az sonra okuyacaklarınız sizde herhangi bir olumlu değişiklik yarattıysa, doğru yolda olduğunuza inanabilirsiniz.

Yalmzca: "Önce ben varım, sonra ötekiler" ya da "kendime, başka herkesten daha çok güveniyorum" kararını verebildiyseniz bile, yepyeni bir dünyanın kapışım açmışsınız demektir.
 
Kendinize kazandırdığınız bu yeni güven duygusu ile çevrenize karşı daha kararlı, daha rahat ve deyim yerindeyse daha "saygısız" davranmaya başlayacağınızdan emin olabilirsiniz.
 
Bu ana kadar, kendinize güveni geliştirici ve kendinizden kaçmanızı engelleyici önerileri sık sık tekrarladık. Şimdi de size, manipulatif oyun içinde gizli bir silâh olarak kullanabileceğiniz bir teknikten bahsetmek istiyorum. Bu teknik aslında oldukça basittir ve adı da: "Doğru anda, doğru soruyu sormak" tır.
 
Ben, bildiklerimle övünmeyi ya da onların arkasına sığınıp, kendini önemli biriymiş gibi göstermeyi pek sevmem. Bu nedenle uzun yıllar boyunca, kendimi nasıl bir davranışa yöneltmem gerektiği üzerinde düşündüm ve sonunda çareyi şu sloganda buldum: "İddialar, önyargılar ve varsayımlar, diğer insanlara giden yolu kapatırlar. Sorular ise, bu yolu açarlar."

Bu prensibe uygun olarak davranmaya başladıktan sonra, oldukça şaşırtıcı sonuçlar elde ettim, işte bunlardan bazıları:
 
Soru sormak en iyi ilişki kurma yöntemidir
 
Her kim olursa olsun, bir diğer insanla ilişkiye geçebilmenin ilk ve tek yolu, ona soru sormaktır.
 
Televizyonda çalıştığım dönemlerde, bir çok ünlü yıldızla tanışmıştım. Bunların en ünlü ve en gururlu olanları bile: "Bir imza verir misiniz?"
diyenlerin ilgisine karşılık verir ve onlarla ilgilenirlerdi. İşte bu soru, belirli bir hedefe yönelmiş, doğru bir yaklaşımdı. İster küçük bir çocuk, isterse de yaşlı bir kadın olsun, bu kişiler, ünlü bir sanatçıyı kendi isteklerine uyması için ikna edebilmekte, onun kendilerine bir zaman ayırmasını sağlayabilmekteydiler. Çünkü doğru zamanda, doğru soruyu sormayı başarmışlardı.
 
"Her soru, diğer insanlarla ilişki kurmanın yolunu açar" demiştik. Bunu, kendi hayatımzda da gözlemlemeniz mümkündür.
 
Eğer gerekli anlarda aklınıza çarpıcı sorular gelmemesinden şikayetçi iseniz, hiç canınızı sıkmayın. Çünkü sorulan soru ne kadar basit olursa, yaratacağı etki de o kadar büyük olur. Hatta bu iş için, en çok kullanılan bazı soruları, önceden seçip, kendinizi hazırlayabilirsiniz. Meselâ: "Siz bu işten anlıyorsunuz, bana da yardımcı olup, bir akıl verir misiniz?" veya " size bir kompliman yapabilir miyim?" ya da "bu işin biraz aşırıya kaçtığını sanıyorum, siz ne dersiniz?" gibi sorular sorabilir ya da direkt olarak: "Bu, sizin hoşunuza gidiyor mu?" veya "bunu nasıl başarıyorsunuz kuzum?" gibi cümlelerle, bir ilişki kurmayı sağlayabilirsiniz.

Sizi aceleye getirmek isteyen birine doğru soruyu sormakla zaman kazanabilirsiniz
 
Günlük hayat akışı içinde karşımıza çıkan manipulatif oyundaki rakiplerimiz, bizi, üzerinde pek fazla düşünme imkânı bulamadığımız kararlar almaya teşvik ederler ve o yöne doğru iterlerler. Bizi aceleye getirerek, ağzımızdan "evet" cevabını almak ya da üzerini okumadan, bir metnin altını imzalatmak isterler.
 
Böyle bir durumla karşılaştığınızda, karşınızdaki kişiye bir uyan sinyali vermeniz gerekir ve bu da ancak, doğru sorulmuş bir soruyla mümkün olabilir: "Bir dakika, beni böyle alelacele bir karar vermeye zorlayamazsın" diyebilmek ve karar öncesinde zaman kazanmak için, "bana bunu bir daha açıklayabilir misiniz?" veya " sizin bana açıklamaya çalıştığınız bu noktanın, benim için bu kadar önemli olduğunu nereden biliyorsunuz?" gibi sorular sormak, hem rakibi duraklatır, hem de size zaman kazandırır.
 
Bu amaçla sorular sorarken, en basit ve aptalca sorulan sormaktan bile çekinmeyin. Çünkü burada önemli olan, o konuyu yeniden ve eleştirel bir gözle ele almanızı sağlayacak olan zamanı kazanmaktır. Tabii daha da iyisi, sizi manipule etmek isteyen kişiye soracağınız sorularla, onu bu amacından vazgeçecek derecede şaşırtmaktır.
 
Bir konuşmanın gidişatını ve yönlendirmesini başkalarına bırakmak yerine, kendi elinize almanın en kolay yolu, soru sormayı bilmektir
 
Kendini ifade etme sanatı, tek yönlü bir olay değildir. Siz kendinizi ifade edersiniz ve karşınızdaki kişiden de sizi, hem de sizin istediğiniz biçimde ve doğrultuda anlamasını istersiniz.
 
Bir kimseye karşı bir iddia da bulunduğunuzda ve herşeyi siz biliyormuş, diğerinin de hiç bir şeyden bir haberi yokmuş gibi davrandığınızda, otomatik olarak onunla bir ilişkiye girmek ve bir kontakt kurmak imkânlarının önünü tıkamış olursunuz. Böyle bir durumda, karşınızdaki kişi, konuyu anlayıp-anlamadığına bakmaksınız, sizin söylediklerinizi kabul eder ya da kendini aşağılanmış ve iradesinin de zedelenmiş olduğu hissine kapıhr. Size itaat etse bile, içsel olarak bu olaya katılması, yani sizinle gerçek bir diyaloga geçmesi mümkün olmaz.
 
Oysa doğru zamanda sorulan ve hedefe yönelik olan sorular, diğer kişileri sizin ilgi alanınızın içine çekerler. Soru sormak, o kişinin fikrini almak ve bilgisine başvurmak anlamını taşır, yani onu kişiliğine duyulan bir saygının ifadesidir.
 
Hemen herkes, kendisine yöneltilmiş olan: "Siz ne dersiniz, bu fikre katılır mısınız? Ne de olsa bu, sizin bildiğiniz bir konu" ya da "bir "bilen kişi" olarak siz bu sorunu nasıl çözerdiniz?" gibisinden sorular karşısında, onurunun okşandığı hissine kapıhr. Siz sorunun cevabını, onu yönelttiğiniz kişiden daha iyi biliyor olsanız bile, soru sormak ve o kişinin bilgisine başvurmak, onunla aranızda bir köprü kurulmasına yol açar, bir ilişki ve diyalog imkânının doğmasını sağlar. Böylece daha sonra, siz de, bu konu hakkındaki fikrinizi ona aktarmak ve açıklamak fırsatını elde edersiniz.

Görüldüğü gibi, soru sormak, aslında karşımızdaki kişiye anlatmak ve aktarmak istediğimiz şeyleri iletebilmenin ilk adımıdır. Yıllar boyu yaptığım deneyler sonucunda, çevre ile iletişim kurma yolunda en büyük başarıyı sağlayan ve duruma göre kullanılması gereken dört soru çeşidi tesbit ettim. Bunlar.
 
1. Bilgi edinme soruları
 
Bir şey hakkında bilgi sahibi olmak ya da bir şeyi öğrenmek için, direkt olarak sorulan: "Burada ne yapıyorsunuz?" ya da "bu otobüs nereye gidiyor?" gibi sorular, bu kategoriye girerler.
 
2. Açıklamaya yöneltiri sorular
 
Başka insanlara getirilen eleştiriler, çoğu kez bizi amaçladığımız sonuçlara ulaştırmaz ve beklenenin tam tersi tepkilere yol açarlar. Bu yüzden, karşımızdaki kişiyi eleştirmek yerine, ona davranışmı açıklama fırsatım tanıyan sorularla yaklaşmak gerekir: "Bunu niye böyle yaptığınızı bana açıklar mısınız?" ya da "sizin önerdiğinizden başka bir çözüm yolunun olmadığına eminsiniz değil mi?" gibi.
 
3.  Övgüler dolu sorular

 
Bir kişiden her ne isteyecek olursanız-olun, en azından sizi tanımasını ya da ciddiye almaşım bile arzularsanız, onu övücü sorular sormak, sizi hedefe ulaştıracaktır. Eğer bir kişinin herhangi bir konudaki yeteneğinden kendi çıkarınız için yararlanmayı düşünüyorsanız, en iyi soru şöyle olacaktır: "Yaptıklarınızı olağanüstü buluyorum. Nasıl her zaman aynı başarıyı elde edebiliyorsunuz?" Böylelikle, tutup da "benim için şunları yapmamzı istiyorum" demekten çok daha iyi bir sonuç alacağınızı garanti edebilirim.
 
4. Karşı soru sorma

 
Böyle yapmakla ilk olarak, karşınızdaki kişinin sizi aceleye getirerek, manipule etmesinin önüne geçmiş olursunuz.

Sorular, cevaplar, ama bir konuşma sırasmda aklınızdan çıkarmamanız gereken en önemli kural şudur: Karşılıklı bir iletişim, yalnızca sözcüklerle kısıtlı değildir. İşin içine bakışlar, mimikler, jestler, kaş çatmalar ya da gülümsemeler de girer ve bunlar, sorulacak sorular ile verilecek cevaplardan çok daha fazla önem taşırlar.

Kendini ifade etmenin bu sonsuz imkânlarından, günlük hayatınızda da yararlanmayı bilmeniz gerekir. Bu yolla, hayatımzı mutlu olarak yaşamak konusunda önemli adımlar atmanız mümkündür.
 
Eşinizle olan cinsel beraberliklerinizi düşünün. Ona yapacağınız kurlar, hafif temaslar ve öpücüklerle bir beraberliğe hazırlamak, sanırım sadece sözlerle: "Hadi gel, yatağa gidelim" demekten çok daha hoş ve mutlu edicidir
 

 NLP,nlp Practitioner, nlp eğitimi

Bir yorum

  1. teşekkürler

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık