Otobiyografi Örnekleri Kısa

Otobiyografi Örnekleri Kısa

Otobiyografi Nedir? Kişinin kendini bir kağıt üzerine veye birisine kendisini tanıtması ve ifade etmesidir Bir kişi hayatıyla ilgili dönemleri bütün ilginç yönleriyle geniş şekilde kendisi yazarsa buna “otobiyografi (öz yaşam öyküsü)” denir. Yani kişi kendi biyografisini yazarsa bu otobiyografi olur.

Otobiyografinin özellikleri şunlardır:

Otobiyografide doğumdan itibaren otobiyografinin yazıldığı ana kadar yaşananlardan anlatmaya değer olanlar yazılır.
Otobiyografilerde çoğu zaman sanatçı kendisiyle beraber aile büyüklerinden ve sosyal çevresinden, aile içi durumlarından da söz eder.

Edebiyat, sanat, siyaset, spor gibi değişik alanlarda ünlü bir kişi; diğer insanlarca bilinmeyen yönlerini, başarısını nelere borçlu olduğunu ve nasıl kazandığını anlatmak amacıyla otobiyografisini yazar.

Otobiyografi her ne kadar öznel bir anlayışla kaleme alınsa da gerçekler göz ardı edilmemelidir.

Bütün bu iyi niyete rağmen otobiyografiler öznel eserler olarak kabul edilir. Çünkü kişi kendisini anlatmaktadır ve bunu yaparken tarafsız davranamaz.

Kişinin kendi hayatını roman şeklinde yazması sonucunda ortaya çıkan esere “otobiyografik roman” denir. Bu türün örneklerini anı türünde verilmiş eserlerde de görmek mümkündür.

Anı-Otobiyografi Farkı


Anılar üslup yönüyle otobiyografilere de benzer; ancak anı otobiyografi içinde sadece bir bölüm sayılabilir. Yani otobiyografiler anıya göre daha geniş ve daha uzun bir dönemi içine alır.

Otobiyografi Örneği:


Merhaba,

Ben Duygu1997 yılında İzmir'de doğdumŞu anda 13 yaşındayımBoyum 150 kilom 35 kgdırAnnemin adı Aylin,babamın adı ise Oğuz'durAnnem holding müdürü,babam ise mühendistirPeyami Safa İlköğretim Okulu'nun 6/G sınıfında okuyorum
Fotoğraf çekmeyi,kitap okumayı ve müzik dinlemeyi çok seviyorumEn çok sevdiğim yemekler pizza ve hamburgerdirHobilerim;bisiklet sürmek,yüzmek,ders çalışmak,alışveriş yapmak,buz pateni yapmak ve kayak yapmaktırFobilerim ise böcekler ve hırsızlardır

Benim 2 tane kaplumbağam vardır1si Yumurcak,2si Şirin'dir2'side 3 aylıkEn çok sevdiğim hayvan köpektirEn sevdiğim şarkıcı Hadise'dirPop tarzı müzik dinlerimEn çok secdiğim arkadaşım Alev ve Ayça'dır

Örnek otobiyografi

CAN DÜNDAR

Tek çocuktum.

60'larda 6'ıncı ayın 16'sında saat 6'yı 56 geçe 06 trafik kodlu şehirde doğdum. Bu 6'lar hayat boyu peşimi bırakmadı.

Can Bartu'dan ad takmışlar; adımı ve tutacağım takımı seçme şansım olmadı.

21 Mayıs 1963.Ankara'da bir ihtilal günü stüdyoda babam ve annemle.Doğduğumda anayasa kabul edileli birkaç hafta olmuştu ve Menderes'in asılmasına birkaç ay vardı.

Anayasayı 10 yaşıma gelmeden budadılar 30'uma varmadan Menderes'in itibarını iade ettiler.

* * *

Haziran 1961 tarihli Cumhuriyet: Bizim evi basan selin haberi manşette. Daha göbek bağımın ucu kurumadan evin önünden akan boklu dere taştığından bütün zıbınlarımı sel aldı; çıplak doğdum denilebilir.

Annem babam memurdu.

Annemin "daire"sinde facit hesap makinalarıyla DMO damgalı daktilolar arasında büyüdüm. Yandaki bina Tuslog'tu. Birtakım kızgın gençler üç günde bir gelip bağırır çağırır taşlarlardı. 68 kuşağıyla orada tanıştım.

* * *

Kreş yılları-(1964) Usluydum.

Sabah bir koltuğun üzerine bırakırlar akşam gelip oradan alırlardı.

Utanılacak kadar normaldim. Hiçbir oyuncağımı kırmadım zil çalıp kaçmadım Ayşegül'lerimi yırtmadım. Şimdi onları tek tek oğlum yırtıyor.

Pazar'ları Ankara'da banyo günüydü. Koca odun parçalarıyla zor yanan kazanların kaynar sularında tuğla büyüklüğünde yeşil sabunları kafama yiye yiye yıkandım.

Babamdan fiske yemedim ama annem feci keseler ve vurdu mu çınlatırdı.

Babamla 6. yaşgünümde-Lunaparkta alnıma yazısını bırakan kazanın izlerini silmeye çalışıyoruz.(16.06.1966)Ulus'ta Santral Bebe'den giyinirdim. 5 yaşımda teyzem beyaz puantiyeli kırmızı gömleğimin üzerine maşrapayla su dökünce ilk kez intiharı düşündüm. Sonra vazgeçtim.

6 yaşımda feci bir trafik kazası geçirdim. Bir minibüs taklalar atarak geldi ve içinde bulunduğumuz Citroen'in üstüne çöktü. Arabanın motoru dizlerime bindi kafam ön cama geçti. Alnıma çizili yara alın yazısı değil kaza kalıntısıdır.

* * *

Handan halamla lunaparkta (23.09.1967)Sünnet davetiyem.Bir yaşgünümde sünnet oldum. Sünnet davetiyemin üzerinde baltasıyla bir adam ve kenarda bekleyen kedi figürü vardı. "Maşallah" yazılı şapka giydim.

3-5 arabalık konvoyla kısa bir Ankara turunun ardından Hacı Bayram'a gittik. Tören Harita müdürlüğünün bahçesindeydi
ama aksilik işte Haziran ortasında yağmur yağdı. Neyse ki top ve saat geldi de hediye sevindim

 NLP,nlp Practitioner, nlp eğitimi

Bir yorum

  1. çok güzel

  2. çok güzel teşekkürler

  3. beyaz

    güzelll

  4. duru

    Örnek otobiyografi CAN DÜNDAR Tek çocuktum. 60′larda 6′ıncı ayın 16′sında saat 6′yı 56 geçe, 06 trafik kodlu şehirde doğdum. Bu 6′lar hayat boyu peşimi bırakmadı. Can Bartu’dan ad takmışlar; adımı ve tutacağım takımı seçme şansım olmadı. 21 Mayıs 1963.Ankara’da bir ihtilal günü, stüdyoda babam ve annemle… Doğduğumda anayasa kabul edileli birkaç hafta olmuştu ve Menderes’in asılmasına birkaç ay vardı. Anayasayı 10 yaşıma gelmeden budadılar, 30′uma varmadan Menderes’in itibarını iade ettiler. * * * Haziran 1961 tarihli Cumhuriyet: Bizim evi basan selin haberi manşette… Daha göbek bağımın ucu kurumadan evin önünden akan boklu dere taştığından bütün zıbınlarımı sel aldı; çıplak doğdum denilebilir. Annem babam memurdu. Annemin “daire”sinde, facit hesap makinalarıyla, DMO damgalı daktilolar arasında büyüdüm. Yandaki bina Tuslog’tu. Birtakım kızgın gençler üç günde bir gelip bağırır, çağırır, taşlarlardı. 68 kuşağıyla orada tanıştım. * * * Kreş yılları- (1964) Usluydum. Sabah bir koltuğun üzerine bırakırlar, akşam gelip oradan alırlardı. Utanılacak kadar normaldim. Hiçbir oyuncağımı kırmadım, zil çalıp kaçmadım, Ayşegül’lerimi yırtmadım. Şimdi onları tek tek oğlum yırtıyor. Pazar’ları Ankara’da banyo günüydü. Koca odun parçalarıyla zor yanan kazanların kaynar sularında tuğla büyüklüğünde yeşil sabunları kafama yiye yiye yıkandım. Babamdan fiske yemedim, ama annem feci keseler ve vurdu mu çınlatırdı. Babamla 6. yaşgünümde-Lunaparkta alnıma yazısını bırakan kazanın izlerini silmeye çalışıyoruz.(16.06.1966)Ulus’ta Santral Bebe’den giyinirdim. 5 yaşımda teyzem beyaz puantiyeli kırmızı gömleğimin üzerine maşrapayla su dökünce ilk kez intiharı düşündüm. Sonra vazgeçtim. 6 yaşımda feci bir trafik kazası geçirdim. Bir minibüs taklalar atarak geldi ve içinde bulunduğumuz Citroen’in üstüne çöktü. Arabanın motoru dizlerime bindi, kafam ön cama geçti. Alnıma çizili yara, alın yazısı değil, kaza kalıntısıdır. * * * Handan halamla lunaparkta (23.09.1967)Sünnet davetiyem…Bir yaşgünümde sünnet oldum. Sünnet davetiyemin üzerinde baltasıyla bir adam ve kenarda bekleyen kedi figürü vardı. “Maşallah” yazılı şapka giydim. 3-5 arabalık konvoyla kısa bir Ankara turunun ardından Hacı Bayram’a gittik. Tören Harita müdürlüğünün bahçesindeydi, ama aksilik işte, Haziran ortasında yağmur yağdı. Neyse ki top ve saat geldi de hediye, sevindim… Nazım Hikmetin Otobiyografisi 1902′de doğdum doğduğum şehre dönmedim bir daha geriye dönmeyi sevmem üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim on dokuzumda Moskova’da komünist Üniversite öğrenciliği kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluğu ve on dördümden beri şairlik ederim kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir ben ayrılıkların kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin hapislerde de yattım büyük otellerde de açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir otuzumda asılmamı istediler kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini verdiler de otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ’dan Havana’ya Lenin’i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924′de 961′de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır partimden koparmağa yeltendiler beni sökmedi yıkılan putların altında da ezilmedim 951′de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün 52′de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım şu kadarcık haset etmedim Şarlo’ya bile aldattım kadınlarımı konuşmadım arkasından dostlarımın içtim ama akşamcı olmadım hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana başkasının hesabına utandım yalan söyledim yalan söyledim başkasını üzmemek için ama durup dururken de yalan söyledim bindim tirene uçağa otomobile çoğunluk binemiyor operaya gittim çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21′den beri camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye ama kahve falıma baktırdığım oldu yazılarım otuz kırk dilde basılır Türkiye’mde Türkçemle yasak kansere yakalanmadım daha yakalanmam da şart değil başbakan filân olacağım yok meraklısı da değilim bu işin bir de harbe girmedim sığınaklara da inmedim gece yarıları yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında ama sevdalandım altmışıma yakın sözün kısası yoldaşlar bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da insanca yaşadım diyebilirim ve daha ne kadar yaşarım başımdan neler geçer daha kim bilir. 11 Eylül 1961 / Doğu Berlin. Basliklara geri don Otobiyografi nedir Otobiyografi; Kişinin kendi hayatını anlattığı yazıya otobiyografi denir. Otobiyografide doğumdan itibaren otobiyografinin yazıldığı ana kadar yaşananlardan anlatmaya değer olanlar yazılır. Edebiyat, sanat, siyaset, spor vb. alanlarda ünlü bir kişi; diğer insanlarca bilinmeyen yönlerini, başarısını nelere borçlu olduğunu ve nasıl kazandığını anlatmak amacıyla otobiyografisini yazar. Otobiyografi her ne kadar öznel bir anlayışla kaleme alınsa da gerçekler göz ardı edilmemelidir.

  5. nisa hguf

    merhaba ben nisa iğrenç bir hayat yaşıyorum. değer verdiğim hiç kimse bana değer vermiyor. :(

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık