Enseden Başa Yayılan Ağrı

Enseden Başa Yayılan Ağrı

 Baş ağrısı yakınması, ağrı ile uğraşan hekimlere başvuran hastaların çoğunluğunu oluşturmaktadır. Baş ağrısı yakınması ile hekime başvuran hastaların % 80’inde baş ağrısı organik bir nedene bağlı değildir ve tanı ancak hastadan alınan bilgiler doğrultusunda konabilir.

Baş ağrısı tehlikeli olabilir mi?

Baş ağrılarının %95’i migren veya gerilim tipi baş ağrılarıdır. Ancak, bazen baş ağrıları daha büyük sorunların ilk bulgusu olarak görülebilmektedir. Tehlikeli baş ağrılarının tanınması için şu özelliklere dikkat etmek gereklidir;

İlk kez yaşanan çok şiddetli baş ağrıları

Ani başlangıç gösteren baş ağrıları

Sıklığı ve şiddeti giderek artış gösteren baş ağrıları

50 yaşın üzerindeki hastalarda veya kafa travması sonrası veya kanserli hastalarda yeni başlamış olan baş ağrıları

Öksürük, cinsel aktivite gibi durumlardan sonra ortaya çıkan baş ağrıları

Tedaviye yanıt vermeyen baş ağrıları

Migren baş ağrısı nedir?

Migren, çoğunlukla 30-40 yaşlarında görülür ve 4-72 saat süren ataklar halindedir. Hastaların bir kısmı ağrı ataklarından 5-60 dakika önceden ağrıların geleceğini hissedebilirler. Ataklar arasında normal bir yaşam sürülebilirken, bu ağrı atakları sıklaştıkça sosyal hayatta ve iş gücünde kayıpların miktarı da artmaya başlar. Migren ağrısı genellikle orta veya yüksek şiddetlidir. Kişinin normal günlük aktivitelerini bozduğu gibi yakın çevresindeki insanlarında hayat kalitesini bozabilmektedir. Genellikle zonklayıcı ya da nabız atar gibi hissedilir ve çoğunlukla başın bir tarafını tutar. Hastalarda sıklıkla, bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.

Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Kadınlarda %20 ve erkeklerde %7 oranında görülmektedir. Bu hastalar genellikle sesin ve ışığın girmediği sakin bir ortamda ağrıların gerilemesini beklemeyi tercih ederler.

Günümüzde migren ataklarından korunmayı, atak sırasında ağrıları gidermeyi sağlayabilecek tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

Migren nasıl ortaya çıkar?

Migrenin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Migrenin beyindeki kan damarları ve elektriksel sinir uyarısını ileten kimyasal maddelerdeki değişikliklere bağlı olduğu düşünülmektedir, ancak bu değişikliklerin neden oluştuğu konusunda araştırmalar halen sürmektedir. Genetik yatkınlık konusu tartışmalıdır. Ancak yatkınlık olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Birçok faktör migreni başlatabilir. Bunlardan bazıları, çikolata, kahve, çay, kafeinli meşrubatlar, kırmızı şarap, bira, viski bazı antibiyotikler, antihipertansifler, doğum kontrol hapları, titreşen / parlak / floresan ışıklar, parlak gün ışığı, parfüm, sigara, endişe, aşırı üzülmek veya aşırı sevinmek, depresyon, aşırı heyecan, çok fazla ya da az uyumak, aç kalmak olarak sıralanabilir.

Gerilim tipi baş ağrısı nedir?

Gerilim tipi baş ağrısı, çok şiddetli olmayan ama deprese edici, künt, yaygın genellikle öğleden sonraları ortaya çıkan başağrılarıdır. Tüm kafada, basınç, ağırlık hissi şeklindedir. Herhangi bir stresle başlayabilir. Eşlik eden bulgu yoktur, bazen gürültüye tahammülsüzlük olabilir.

Gerilim tipi baş ağrısının migrenden farkı nedir?

Gerilim tipi baş ağrısı migrenden farklı özellikler taşımaktadır. Genellikle enseden başlayıp başa doğru yayılan, gerilim ve stresle birlikte sıklığı, şiddeti artabilen baş ağrılarıdır. Bütün başı sarabildiği gibi tek taraflı olarakta görülebilmektedir.

Gerilim tipi baş ağrısı nasıl ortaya çıkar?


Gerilim tipi baş ağrısının ortaya çıkmasında baş ve boyun kaslarındaki kasılmaların rol oynadığı bilinmektedir. Bu durum gerilim ve stresle tetiklenir ve şiddetli baş ağrıları olarak kendini gösterir.

Stres ve gerilim tipi baş ağrısı problemiyle son yıllarda daha sık karşılaşmaktayız. Süresi, sıklığı, şiddeti ve sebepleri kişiden kişiye farklılık gösteren bu şikayet, hafif, birkaç dakika içinde dinen bir ağrı olabildiği gibi, günlerce süren, şiddetli ağrılara da dönüşebilir. Zonklama şikayeti gözlenmez; ancak başta veya boyunda sıkılık hissi vardır. Stres, yetersiz uyku ve depresyon, bu tür baş ağrısının başlıca sebepleri arasında sayılabilir. Migreni olan bir hasta sessiz sakin bir yer ararken, stres ve gerilim kaynaklı baş ağrısı çeken bir kişi yerinde duramaz, açık havaya çıkmak ister.

Hangi Belirtilere Rastlanır?

< Hasta tarafından zonklayıcı olmayan, başta ağırlık, sıkışma, gerilme, çekilme, basınç, uyuşma, yanma, üşüme gibi ifadelerle tanımlanır. Hastalardan sık sık “başımda sanki taş var”, “başım ağırlaşıyor”, “başıma sanki tas geçmiş gibi”, “başımın etrafını bir çember sıkıştırıyor sanki” gibi ifadeler duyulur.

< Ağrı tipik olarak başın bütününe yayılmış ve yaygındır; fakat migrende olduğu gibi tek taraflı  da olabilir.

< Baş ağrısıyla beraber çoğu zaman boyun ve omuz kaslarında da gerilme ve ağrı vardır. Genellikle boyun kaslarından başlar, enseden başa doğru yayılır, alna, şakaklara kadar uzanır. Bazen boyundan başlayıp sadece başın arka kısmına ilerler.

< Migrende olanın aksine, baş hareketiyle ağrı artmaz. Baş ağrısıyla beraber boyun kaslarında sertlik olabilir.

< Hastalarda seyrek olarak hafif iştahsızlık ve bulantı olur, kusma olmaz. Işıktan ve sesten rahatsızlık olabilir, migrendekine kıyasla daha hafif derecededir.

< Ağrılar genellikle günün ilerleyen saatlerinde, öğleden sonra veya akşama doğru artar. Baş ağrısı ile birlikte  uykuya dalma güçlüğü, sık uyanmalar, sıkıntı, huzursuzluk, karamsarlık gibi bulgular görülebilir.

< Stres ve gerilim ağrılı hastanın muayenesi yapıldığında, özellikle ağrı sırasında, boyun, ense ve çene kaslarında gerginlik saptanabilir. Ayrıca başı çevreleyen kaslarda, sık olarak, sert ve ağrılı noktalar bulunur. Bu noktalar, ağrının adeta tetiklendiği noktalar olup ‘triger’ diye isimlendirilir.

Ne Sebep Olur?

Ruhsal gerilim ve gerginlikler, içsel çatışmalar, kendini ifade etmede zorlanmalar, stres, anksiyete, depresyon, kas zorlanması (uzun süre araba kullanmak, kötü oturuş pozisyonunda bilgisayar kullanmak ve televizyon izlemek...) stres ve gerilimden kaynaklanan baş ağrısının sebepleri arasındadır.

Kronik stres ve gerilim tipi baş ağrıları, sinuzit baş ağrıları, hipertansiyon ve kafa içi basınç artmasında görülen baş ağrılarıyla karıştırılabilir. Çene eklemi bozukluğunu, boyun kireçlenmesi ve bazı ruhsal hastalıklara bağlı baş ağrılarını gerilim tipi baş ağrısından ayırt  etmek güç olabilir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Stres ve gerilim tipi baş ağrısının tedavi şekli, hastadan alınan ayrıntılı bilgi, klinik muayene, yardımcı muayene yöntemlerinden çıkacak sonuçlar ışığında planlanmalıdır. Tüm bunlar tedavinin ayrılmaz birer parçasıdır.
Deneyimli bir nörolog, hastayla görüşmesinin ilk birkaç dakikasında hastada gerilim tipi veya stres kaynaklı baş ağrısı olduğu tanısını koyabilir. Önemli olan hastada tanıya varmak değil, koyduğumuz tanının doğru olduğuna hastayı inandırmaktır.

Hasta birçok  hekime gitmiş, çeşitli muayenelerden geçmiş, tahlil ve bir sürü tetkikler yaptırmış olabilir. Sonunda hastaya beyninde bir rahatsızlık, bir bozukluk olmadığı söylenmiş olabilir. Ancak tüm bunlara rağmen hasta tekrar baş ağrısıyla baş başa kalmıştır. Bu noktada, hekim, bu baş ağrısını ortaya çıkaran mekanizmayı hastaya anlatmalıdır. Beyninde herhangi bir probleme rastlanmadığı halde ağrı nasıl olmaktadır, yaşam olayları ve alışkanlıklarıyla baş ağrısı arasında ne gibi ilişkiler vardır? Hangi yaşam olayları baş ağrısını tetiklemektedir? Tüm bunlara dair bilgi edinen hasta, baş ağrılarını ortaya çıkaran ya da artıran yaşam olaylarını gözlediği, takipler boyunca bu konularda bilinçlendiği  oranda, baş ağrılarını kontrol etme yönünde kendine has yöntemler geliştirecektir.  

Akupunktur Tedavisi:

Tüm bu tedavi süreçlerine rağmen baş ağrıları geçmeyen hastalarda alternatif ağrı giderici tedaviler yerine göre devreye sokulmalıdır. Her geçen gün giderek sıklaşan baş ağrısında akupunktur uygulaması diğer tedavilerin önüne geçmeye başlamıştır. Yan etkisinin olmaması ve ilaç tedavilerinden daha etkili olması bu gelişmeye sebep olmuştur. Yapılan çok yönlü bilimsel çalışmalarda akupunkturla tedavi edilen baş ağrılı hastaların yüzde 90 gibi büyük bir oranının bu tedaviden şifa bulduğu ortaya çıkmıştır.

Akupunktur dışında ayurveda, biyoenerji, refleksoloji gibi uygulamalar ve bitkilerin kullanılması da sonuç alınan tedavi
metodları olarak kullanılabilir.
 
Ağrı Kesici Alındığında Dikkat Edilmesi Gerekenler

< Ağrı kesiciyi sadece hafif derecedeki baş ağrılarını tedavi etmekte kullanın.

< Doktor tavsiyesi olmadan yüksek dozlarda almaktan kaçının.

< Bu ilaçların haftada 3 günden daha fazla alınmaması gerekmektedir.

< Maksimum etki için ağrı ilk ortaya çıktığı sırada almaya bakın.

< Ağrı kesiciyle birlikte alkol ya da uyku ilacı almamaya dikkat edin.

< Dalgınlık ve uyku yaratan ağrı kesiciler mevcuttur. Bunları aldığınızda trafiğe çıkmayın, dikkat ve konsantrasyon gerektiren
işlerden kaçının.  

< Bir bardak dolusu suyla veya asitsiz içeceklerle birlikte alırsanız ilacın midenizi rahatsız etmesini önlersiniz.

Kronik Kas Ağrısı Fibromiyalji

Toplumumuzda çok sık görülen bu hastalıktan çok kısa bahsetmek istiyorum. fibromiyalji, uzun süre hastayı etkisi altına alan yaygın kas ağrısı sendromudur. Özellikle 20-50 yaş arası kadınları etkiler.

Ağrı kesicilere kolay yanıt vermeyen bu hastalığın belirtilerini kısaca aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.

Özellikle boyunda, enseden başa yayılan omuzlarda, belde ve kalçada ağrı.

Ağrıya eşlik eden yanma ve sızlama hissi.

Bitkinlik ve uyku bozukluğu sık görülür. Ve bu durumda ağrıda artış olur.

Gün içinde şikayetlerde artış olur. Özellikle sinir ve streste ağrı artar.

Kas ağrısı ile beraber, spesifik olmayan semptomlarda sık görülür. Bunlar abdominal yani karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık, soğuğa dayanıksızlık, baş ağrısı, moral bozukluğu vs

Bu şikayetleri arttırabiliriz. Fakat ben en çok görülen şikayetleri sıraladım.

Özetlersem bu hastalıkta daha çok enseden başlayıp başa yayılan ağrı, boyun ağrısı ve bel, kalça ağrısı olur. Muayene bulguları normaldir. Ve ağrı kesiciye genelde yanıt yetersiz olur.

Hastalık kronik bir seyir sergiler. Ancak stresin azaltılması ve gevşeme egzersizleri ve ilaçlarla hastalık kontrol altına alınır.
Hastalığın tanısında, hekimin çok iyi hastayı dinlemesi ve diğer hastalıklardan ayırması lazımdır. EEG ve EMG gerekirse Cranial MR birçok hastalığın dışlanmasına yardımcı olur. Genellikle muayene ve laboratuar tetkikleri normaldir. Bu hastalık birçok hastalıkla karışabilir. Bunların başında; romatizma hastalıklar, hipotiroidizm , bel ve cervical fıtıklar, Depresyon, MS, polimiyozit vs... gelir.

Bu hastalığın tanısı ve hasta tarafından kabulü çok zordur. Hasta genelde hastalığı ile ilgili somut tetkik bulguları ister. Fakat bu hastalık deneyimli bir hekimin detaylı muayenesi ve diğer hastalıkları dışlanması ile saptanır. Hekimin muayenesi ve hastaya açıklayıcı bilgiler vermesi tedaviyi olumlu yönde etkiler.

Tedavide dikkat edilecek hususlardan kısaca bahsedersem.

İlaç tedavisi kaçınılmazdır. Dirençli vakalarda ağrılı bölgeye enjeksiyon yapılabilir.

Hastalığı hastaya anlatmak önemlidir.

Hastalığa eşlik eden başka bir hastalık varsa, bu hastalığın tedavisini yapmak.

Fizik tedavi ve egzersiz programları bunun yanında masaj tedavisi düşünülebilir.

Stres azaltma ve gevşeme terapileri büyük önem taşır.

Yukarıda bahsettiğim gibi özellikle stres ve gerginlik kasları kasacağı için hastalığın şiddetini arttırır. Ve ilaca olan yanıtı
olumsuz etkiler. Bunun için fibromiyaljisi olan hastada buna eşlik eden stres, gerginlik ve depresyon varsa tedavisi buna göre düzenlenmelidir.

Hastalık kroniktir. Yani uzun süre sürer ve zaman zaman tekrarlayabilir. Bu da hastaların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Bunun hastaların ilaçlarını düzgün kullanarak, verilen egzersizleri disiplinli bir şekilde yapması gerekmektedir.

 NLP,nlp Practitioner, nlp eğitimi

Bir yorum

  1. bilgi için teşekkürler

  2. başimda ağirlik var sesemğimi hissetmiyorum uyuşma oluyo zaman zaman çok korkutuyo bu beni acaba ne olabilir

  3. Enis

    Az olsa da bilgileriniz işe yaradı teşekkürler.

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık