ATASÖZLERİ ANLAMLARI, AKIL ve DÜŞÜNCESİZLİK

 ATASÖZLERİ ANLAMLARI, AKIL ve DÜŞÜNCESİZLİK

1.  Ahmağa yüz, aptala söz vermeye gelmez: Dostluk ve yardımlaşma, insanların seviyelerine göredir. Cahil kişiler, gösterilen dostluğu anlayamaz, ilişkilerde sınırı aşarlar. Kendilerine samimi davrananı pişman ederler. Düşüncesiz insanlara söz vermeye gelmez. Bunlar, mecbur olmadığımız halde bizi yardıma zorlarlar. Zamansız ve yersiz isteklerde bulunurlar. Kendilerine yardımı zorunlu görürler, dedikleri yapılmazsa da düşman olurlar. İlgi ve yakınlık göstereceğimiz insanların belirli bir düzeyi olmalıdır.

2. Ahmak misafir ev sahibini ağırlar: Akılsız veya cahil insanlar, içinde bulundukları ortamda sınır tanımazlar. Kendilerini ilgilendirmeyen konularda emir vermeye ve iş yapmaya başlarlar. Bulunduğumuz yerde konumumuzu bilmeliyiz. Bizden büyük, bilgili ve sorumlu kişilerin yanında, düşünerek hareket etmeliyiz. Gereksiz davranışlardan kaçınmalıyız. Bize sunulanlarla, başkasının ilgi ve iltifatına yönelmemeliyiz. İkram ve iltifatımızı yerinde ve zamanında yapmalıyız.

3.  Akıl kişiye sermayedir: Aklımız en büyük gücümüz ve varlığımızdır. Onu kullanarak her şeyi kazanabiliriz. Düşünerek hareket etmezsek kazandıklarımızı kaybederiz, kazanmanın anlamı kalmaz. Yaşadıklarımızı deneyime dönüstüremezsek çektiklerimizin bir değeri olmaz. Düşünmeden hareket edersek, var olanın değerini bilmediğimiz gibi, kaybetmenin de zararını kavrayamayız. Düşünmekle, var olanı faydalı kılarız. Aklımız, bizim en büyük varlığımızdır. Aklını kullanan, her zorluğu aşar, konumunu ve düzeyini yükseltir. Akılsız insanların sahip olduklarının bir anlamı yoktur.

4. Akıl para ile satılmaz: Akıl, para ile bir başkasından alınmaz. Aklımızın görevini, başka hiçbir şey yerine getiremez. Aşırı istekleri onunla dengeleyip kontrol altına almak kişinin kendine ait bir tercihtir. Aksi halde bu denetim ve kararı bir başkasından bekleyemeyiz. Her kazanılan, kaybedilen ve yaşanan; akıl ile düşünerek yorumlanır. Bir başkası bu noktada kimseye yardımcı olamaz.

5. Akıl yaşta değil baştadır: Akıl, insanların yaradılıştan getirdikleri bir genel güçtür. Bu nedenle aklımızı kullanıp geliştirmek, yaşla değil uğraş ve anlayışla ilgilidir. Akıl, yaşa değil kullanmaya ve geliştirmeye bağlıdır. İnsanların değeri sadece yaş ile değil, akıllarını kullanış biçim ve gücüne bağlıdır. Çevresini yorumlamayan, yaşadıklarından ders almayan, yanlışlarına engel olmayan insan, ne kadar yaşlansa da çocukça yanlışlar yapmaya devam edecektir. Yaptıkları tutarsızdır. Akıllı olmak yaşa bağlı değildir. Akıl yaşta olsaydı, en akıllı kişiler yaşlılar olurdu.

6. Akılları pazara çıkarmışlar, herkes kendi aklını beğenmiş: Herkes, kendi aklını beğenir, kendi karar ve uygulamalarına değer verir. Başkalarına danışıp ve bilgilenmeyi pek istemez. Bu nedenle yanlışı, doğru zannederek yapar. Bilgi alışverişi ve danışma olmazsa, insan, kendi yanlışlarını doğru sanmaya ve kendini yüksek görmeye devam eder. Deneyim ve bilgisini artırmadıkça, yıllarca aynı hatayı sürdürür. Kendi yaptığını, kendi yaşadığını doğru ve anlamlı bulur. Oysa kendimizi, bir başkasının gözüyle görebilmeliyiz. Başkalarına fikir danışmalı, onlarla yardımlaşmalıyız. Kendini beğenmek insanoğlunun en büyük zaafıdır. Bu da zaman zaman büyük yanlışlara sebep olur.

7.  Akıllı söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler: Konuşmak insana ait bir davranıştır. Çünkü, söz akla dayanır. Sözü söylemeden önce iyi düşünmeliyiz. Bu, insanların düzeyini ortaya koyar. Bilgili ve seviyeli insanlar, düşünerek konuşurlar. Sözün önemini bilmeyen cahiller ise düşünmeden konuşurlar. Söylenen her bir sözün nereye varacağını iyi düşünmeliyiz.

8. Akılsız başın cezasını ayaklar çeker: Her zaman düşünerek hareket etmeliyiz. Ortamı iyi değerlendirmeli, olanak ve koşullara göre karar verip uygulamalıyız. Çünkü, yanlış kararlarımızın cezasını biz çekeriz. Karar vermeden önce iyi düşünmeliyiz. Kararımızın zararını kendi bedenimizle ve malımızla ödemek zorunda kalabiliriz. Bu tür davranışlar ise çoğu zaman pişman olacağımız sonuçlar doğurur.

9. Akılsız köpeği yol kocatır: Hedefi iyi belirlemeli, planlamayı özenle yapmalı ve uygulamada dikkatli davranmalıyız. Yanlış kararlar, sonuçta kendimize zarar verir. Düşünerek hareket etmek zorundayız. Aksi halde sağlığımızı kaybeder, varlığımızı tüketiriz. Her zaman en iyisini yapmak mecburiyetindeyiz. Bunun dışında her yanlış ve eksiğin cezasını yine biz çekeriz. Yanlış bir karar, mal ve canımızı tehlikeye sokar. İnsanı görev ve sorumluluk değil yanlışlar yorar. Aklımızı kullanarak yerinde ve zamanında vereceğimiz doğru kararlar, ömrümüzün sonuna kadar yüzümüzü güldürür.

10. Aklın varsa kendine sakla: Bazı başarısız ve güçsüz kişiler, başkalarına yol göstermeye kalkarlar. Kendi yanlışlarını düzeltmezler. Kişinin kendi nefsine uygulamadığı, ulaşmadığı ve yaşamadığı şeyleri başkasına tavsiye etmesi, o insanlar üzerinde etkili olmaz. Bilgi ve gücümüz varsa önce kendimize çeki düzen vermeliyiz. Örnek bir kişilik sergilemeliyiz. Kendimiz hatalar içinde iken başkalarına fayda sağlayamayız. Aksi takdirde kaş yaparken göz çıkarabiliriz.

11.  Aklın yolu birdir:
Akıl, herkeste farklı düzey ve güçtedir. Ancak aklın işleyiş biçimi her insanda aynıdır. Akıl, evrendeki tüm nesne ve kavramları; deney, gezi, gözlem ve araştırma ile ele alır. Sonuçta nesnel bir yargıya varır. Öznel olmadığı için herkes aynı noktada buluşur. Nesnel konularda akıllı davrandıktan sonra her insan aynı yolda birleşir. Örneğin, suyun özgül ağırlığı, kaynama noktası, erime noktası, dünyanın yörüngesindeki hareketleri gibi binlerce değer, herkes için aynı anlama gelir, herkesi aynı bilgi ve sonuca ulaştırır. Aynı nesne ve olayı, aynı yöntemle ele alırsak, aynı sonuca varırız. Öznel ve manevî değerlerin akıl içi ve akıl ötesi yanlarını yukarıda anılan yöntemlerle değerlendirmek ve sonuca bağlamak ise mümkün olmaz. Akıl, nesnel olanı kendi yöntemiyle herkes için geçerli bir sonuçta buluşturur.

12.  Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az:
Bilgimiz, görgümüz ve eğitimimize göre anlayış ve davranış kazanırız. Bu nedenle söylenen sözün söyleniş biçimi kadar karşıdakinin anlayışı da önemlidir. Bir söz, karşıdaki insanda yeterli anlayış olmadıktan sonra, nasıl söylenirse söylensin anlaşılmayacaktır. Konuşma ve davranışlarımızda karşıdakinin bilgi ve anlayış seviyesini göz önüne almalıyız. Herkesten her şeyi anlamasını beklememeliyiz. Her insana her şeyi anlatmamalıyız. Anlatmak yaşamakla, anlamak bilmekle olur.

13.  Aptal düğünden, çocuk oyundan bıkmaz:
Aptal ve çocuğun ortak yanı akıllarını kullanmamalarıdır. Çocuk mantıklı hareket edemeyen, aptal da gününü gün eden ve duygularına göre yaşayandır. Nasıl aklını kullanmayan insanlar sorumluluk ve görevini bilmezse çocuk ve aptal da aynı durumdadır. Biri, birçok sorumluluğu varken eğlence ile vakit geçirir; diğeri ise her şeyden habersiz oyun oynar. Bu yüzden, gereği gibi davranmayanlara aptal veya çocuk gözüyle bakılır.

14. Deli ile devletli bildiğini yapar: Akıldan uzak olanlar, olayların sonunu ve zararlarını düşünemedikleri için istediklerini istedikleri zamanda diledikleri gibi yapmaya kalkarlar. Güçlü insanlar ise karşılarına çıkan engelleri aşacaklarına inandıkları için kendilerinden emindirler.

15.  Deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış: Cahiller, küçük çıkarları için büyük hataları işleyebilirler. Bir kerelik ikramla bile, her zaman kötüye ve çirkine hizmet edebilirler. Önce kendimizi yetiştirmeli ve bilgilendirmeliyiz. Güçlü olmalıyız. Yoksa küçük bir ikramla her zaman zayıf yanlarımızı kullanırlar.

16.  Deliye her gün düğün bayram: Sorumluluk ve görevlerini bilmeyenler, hiçbir şeyi dert etmezler, her an neşelidirler. Olumsuzlukları algılayamadıklarından, sorunlar onların neşesine engel değildir. Oysa insanlar birbirlerinin dertleri ile dertlenebilmeli, yanlışa ve yanlışın sahibine karşı birlikte tavır alabilmelidir. Çevremizle bir arada mutlu olmalıyız. Bilgisizce davranıp herkesin acı çektiği durumlarda duyarsız ve neşeli olmamalıyız.

17. Eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış: Görgü ve bilgimiz olmazsa istesek de güzel bir davranışta bulunamayız. İyi niyetle yapacağımız bir işte bile çevremize zarar verebiliriz. Bu durumda kârdan fazla zararımız olur. Bu nedenle cahil ve görgüsüzlükten iyilik doğmaz. Cahiller, iyilik ve yardımda bulunurken bile insana onulmaz zararlar verir.

18.  Fare deliğine sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış:
Kendi sorunlarımızı çözmeden, başkalarının sorunlarını halletmeye kalkışmamalıyız. Eğer gerçekten gücümüz ve bilgimiz varsa ilk önce kendi sorunumuzu aşmalıyız. Bunlann yanı sıra bütçemizi aşan yatırım ve harcamalardan da sakınmalıyız.

19.  Her yerde okka dört yüz dirhemdir: Bazı insanlar kendi yanlışlarını kabullenmek istemezler. İnsanlara danışma sebebi de kendilerini doğrulatmak içindir. Oysa ölçüsü sağlam olanlar için doğru ve yanlış bellidir. Kişi yere göre değişmez. Bir yanlışa düştükten sonra, onu bir başkasına doğrulatmak yerine hatamızı anlamalı, zarar verdiğimiz kişiden helâllik almalı, doğruya dönmeliyiz. Gerçekler kişilere ve çevreye göre değişmez.

20. Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz: Toplumdaki görev ve sorumluluğun çeşidi kadar meslek ve yaratılış vardır. Bu nedenle herkesin aynı seviyede ve aynı beceride olması, aynı işi yapması mümkün değildir. Eğer öyle olsaydı sıradan işleri kimse yapmazdı. Bu nedenle sıra dışı olmamız gerekir. Bunun için de sıra dışı gayret göstermemiz icap eder. Yerimizi, çabamız ve aklımız belirler.

21. Herkesin aklını pazara çıkarmışlar, yine herkes kendi aklını beğenmiş: (bk. Akıl ve Düşüncesizlik: Söz 6).

22. Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma: Hocalar, gerçekleri savundukları kadar, uygulama gücüne sahip olmayabilir. Bu nedenle onları olağan üstü varlıklar sanıp her hareketlerinin doğru ol. bilgi edinmekten; uygulamak, bilmekten daha zordur. Özellikle sözü başka, özü başka olanlara ve sözüne inandığımız insanların özünün de doğru olmasına dikkat etmeliyiz. Sadece doğruyu söylemek yeterli değildir. Kendi hatalarımızı terk edebilmeli, sözümüzü de özümüz ve davranışımızla doğrulamalıyız. Bilgi edinme süreci, davranıştan çok hızlı ve kolay olduğu için, bilenler her söylediklerini uygulayamayabilirler. Doğruyu söyleyenin her davranışı, sözleri kadar geçerli olmayabilir.

23. İki deliye bir akıllı: Çevremizde her türlü insan vardır. Herkes iyi, akıllı, eğitilmiş ve görgülü olamaz. İki iyi bir kötüyü, iki akıllı bir cahili idare etmelidir. İyiler, sorumluluk ve görevlerini unutmamalıdır. Herkesin iyi ve akıllı olacağı bir ortam olmayacağına göre iyiler kötülere, bilgililer cahillere yardımcı olmalı, birlikte yaşamayı öğrenmelidir.

24. Mum dibine ışık vermez: Büyük insanlar, kendilerini topluma adadıkları için kendilerine ve yakın çevrelerine zaman ayırama-yabilir. Yakınları özel ilgi ve fayda göremediklerinden onlara karşı tepki gösterebilir. Bu nedenle bazı önemli ve önder kişilerin yakınlarına faydası olmayabilir.

25.  Nereye gitsen okka dört yüz dirhemdir:
(bk. Akıl ve Düşüncesizlik: Söz 19)

26.  Okka her yerde dört yüz dirhem: (bk. Akıl ve Düşüncesizlik: Söz 19).

27.  Paran çoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol: Mahkemeler kararlarını geciktirirse, yardımlaşma ve dayanışma biter. Mahkeme, kendisine yardım edeni zora koşmamak, adaleti geciktirmemelidir. Bize kefil olan kişileri mağdur etmemeliyiz. Verdiğimiz sözü yerine getirmeliyiz. Aksi takdirde yardım etmek, parasına acımayan zenginlere, şahit olmak da boş gezenlere kalır. Asıl yardım etmesi gerekenleri yanımızda göremeyiz. Böylece yardımlaşma ve dayanışma zamanla biter.

28. Rüzgâra karşı tüküren kendi yüzüne tükürür: Güç yetiremeyeceğimiz bir düşmanla uluorta mücadele, bize zarar verir. Böyle durumlarda, konumumuzu, gücümüzü, bilgi ve becerimizi sözden geçirmeliyiz. Aksi halde kendimizle savaşmış gibi oluruz. Çabamız yararsız kalır. Yapacağımız işe ve karşı koyacağımız soruna göre yöntem belirlemeliyiz. Uygun olmayan yöntemlerle başarılı olamayız.

29.  Rüzgâra karşı yürüyen yorulur: Ne kadar güçlü olursak olalım, eğer yanlış bir yoldaysak başarısız oluruz. Sürekli bir aksaklıkla veya düşmanla savaşmak yorucudur. Önce sorunları ortadan kaldırmalı, ardından yön ve yöntemimizi gözden geçirmeliyiz. Süreklilik gösteren hedef ve çalışmalara kendimizi hazırlamalıyız. Yanlışta ısrar etmemeliyiz. Sorunu gidermeksizin karşı koymak, insanı yorar.

30.  Şaşkın misafir ev sahibini ağırlar: (bk. Akıl ve Düşüncesizlik: Söz 2).

31. Şaşkın ördek kıçından dalar: Davranışlarımızı önce yüreğimiz belirler. Şımarır, kibirlenir ve telâşlanırsak işletim sistemimiz altüst olur. Her gün yaptığımız iş ve davranışlarda bile başarılı olamayız. Sağduyumuzu, sabrımızı ve yüreğimizi her türlü olumsuzluktan korumalıyız. Ne yapacağımızı bilmeden hareket etmemeliyiz.

32.  Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin: Bir işte başarılı olmak, istek ve yeteneğe bağlıdır. Bu nedenle iş vereceğimiz, yetiştireceğimiz insanda bu özelliklerin olması gerekir. Gerekli bilgi ve olgunluk yoksa, harcanan emekler boşa gider. Söz dinlemeli, davranışlarımızı kontrol etmeli, işimizin bilgi ve yeteneğimizle uyumlu olmasına özen göstermeliyiz. Yanlışları alışkanlık haline getiren kişiler, söz ile yola gelmezlerse yapılan yardımlar boşa gider. Bir kişinin başarılı olması için istekli ve yetenekli olması gerekir. Aksi halde iyi niyet ve yardım sonuç vermez.

33.  Yol ile giden yorulmaz:
Her hedefe belirli bir yol ve yöntemle ulaşılır. Gereğinden fazla güç ve para harcamak istemiyorsak her şeyi yöntemine göre yapmalıyız. Bilenlere danışmak, sevenlerle dayanışmalıyız. Hem dünya işinde hem âhiret işinde işin ehlini bulmalıyız. Cakilliğin en büyüğü, kendi kafasına göre gitmektir. Tarih ve kültür zemininde deneyimlerle ortaya çıkan yaşama ve çalışma sistemleri ortadayken kendi basımıza vola kovulmamak, yolu yordamı bilmeliyiz. Her işin bir yöntemi, her kişinin bir rehberi olmalıdır. Böylece yorulmayız ve zaman kaybetmeyiz.
 

 NLP,nlp Practitioner, nlp eğitimi

Bir yorum

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık