Sözler

Korkusuzluk

Korkusuzluk

Herkes korkar... korkmak zorunda. Hayat öyle ki, buna mecbur kalınıyor. Ve korkusuz olan insanlar, cesurlaşarak korkusuz olmaz; çünkü cesur insan sadece korkusunu bastırmış insandır, aslında korkusuz değildir. Bir insan korkularını kabullenerek korkusuz olur. Bu bir cesaret sorunu değildir. Konu sadece hayatın gerçeklerini görmek ve bu korkuların doğal olduğunun farkına varmaktır. Onları kabullenmektir! Korku ve suçluluk duygusu aynı şey midir? Korku ve suçluluk duygusu aynı şey değildir. Kabullenilen korku özgürlüğe dönüşür; inkar edilen, reddedilen, lanetlenen korku suçluluk duygusuna dönüşür. Eğer korkuyu durumun bir parçası olarak kabul edersen... Durumun bir parçasıdır. İnsan bir parçadır, çok küçük, minik bir parçadır; bütün ise engindir. İnsan bir damladır, çok küçük bir damladır; bütün ise dev bir okyanus. Bir titreme başlar: "Bütün içinde kaybolabilirim; kimliğim kaybolabilir." Bu, ölüm korkusudur. Bütün korku...Devamını Oku »

Alfred Adler Yazıları, Hayat Problemleri

Alfred Adler Yazıları, Hayat Problemleri

Bireysel psikoloji işte burada sosyolojiye yaklaşmaktadır. Hayatın karşımıza çıkardığı problemlerin dokusu ve bu problemlerin yapmaya zorladıkları işi bilmeden, birey hakkında doğru bir yargıya ulaşmak mümkün değildir. Ancak, bireyin bu problemlerle karşılaşma tarzına, bu karşılaşmada iç dünyasında olup biten şeylere göre, gerçek tabiatı kendini gösterir.Bireyin sosyal rolünü oynayıp oynamadığını, yarı yolda kalıp kalmadığını, işinin içinden çıkıp çıkmadığını, sıvışmak amacıyla bahaneler arayıp aramadığını, uydurup uydurmadığım, karşılaştığı problemlere samimi bir çözüm yolunu arayıp aramadığını, sonuca ulaşıp ulaşmadığını, kişisel bir üstünlük ile övünmek için topluluğa zararlı bir yolu izleyip izlemediğini araştırmak gerekir. Uzun zamandan beri hayatın bütün sorunlarını şu üç probleme bağlamayı düşündüm: Sosyal hayat, çalışma ve aşk. Bunlar gelip geçici problemler olmayıp, sürekli karşımıza çıkan zorlayıcı isteklerde bulunan kaçınılmayan problemlerdir. Zira, bu...Devamını Oku »

Sigmund Freud Sözleri

Sigmund Freud Sözleri

“Güleriz ağlanacak halimize.” Ne kadar sık ağzımızdan dökülür bu kelimeler. Özellikle kendi durumumuzun veya çevremizdeki gidişatın vahametini mizaha döktüğümüzde dile getiririz bu cümleyi. Sanki bizi üzen ve geren durumlar karşısında gülmek, kahkaha atmak yerine, daha üzgün bir tepki vermemiz gereklidir. Oysaki mizah ve kendine gülebilme becerisi psikanalizde en üst savunma mekanizmalarından biri olarak görülmektedir. Yani, etrafında kendisine acı veren veya kendisini rahatsız eden deneyimleri ve hisleri gülünebilecek materyale dönüştüren kişi, evrensel, topluma ve kendisine yararlı bir eylem yapıyordur. Mutsuzluğu tatmadan, hep mutlu olmak istersin. Oysa nelerin seni mutsuz ettiğini bilmeden, nelerle mutlu olacağını bilemezsin. Güç ve güveni hep dışımda aradım. Ama bunlar insanın içinden gelir. Ve her zaman oradadırlar. Hiç cevaplanmamış o büyük soru ki ben de otuz yıldır insan ruhunu incelememe rağmen cevaplayamadım, şudur: Kadınlar ne ister? Devamını Oku »

Erich Fromm Yazıları, İnsancı Ahlak Felsefesi

Erich Fromm Yazıları, İnsancı Ahlak Felsefesi

Bir keresinde Susia Tanrıya yakardı: «Tanrım, seni pek çok seviyorum; ama senden yeterince korkmuyorum. Bırak ben de tıpkı korku dolu adın içlerine işlediği için korkan meleklerinden biri gibi, karşında titreyerek durayım. Tanrı Onun duasını işitti ve korku dolu adı Susia'nın yüreğine tıpkı meleklerinkine olduğu gibi işledi. Ama o zaman Susia, küçük bir köpek gibi yatağın altına süründü. Hayvansal bir korkuyla tir tir titriyordu. Sonunda haykırdı: «Tannm izin ver. Seni yine Susia gibi seveyim.» Ve Tanrı Onu bu kez de işitti.(') I. Yetkeci Ahlak Felsefesine Karşı İnsancı Ahlak Felsefesi - Eğer etik göreciliğin yaptığı gibi, nesnel geçerliliği olan davranış kuralları aramaktan vazgeçmezsek acaba bu türden normlar için ne gibi ölçütler bulabiliriz? Bu ölçütlerin türü, normlarını incelediğimiz etik dizgenin tipine bağlıdır. «Yetkeci» teriminin kullanılması yetke kavramının açıklanmas...Devamını Oku »

Sigmund Freud Yazıları

Sigmund Freud Yazıları

Dinsel düşüncelerin kendine özgü değeri nerede yatmaktadır? Uygarlığın uyguladığı baskı ve talep ettiği işgüdüsel feragatlerin neden olduğu uygarlık düşmanlığından söz etmiştik. Uygarlığın yasaklamalarının kaldırıldığını - yani, insanın hoşuna giden herhangi bir kadım cinsel nesne olarak alabildiğini, bu kadının aşkı uğruna rakiplerini veya karşısına çıkan bir başka kişiyi duraksamadan öldürebildiğini ve hatta diğer insanların mallarını izinsiz alıp götürebildiğini- düşünelim; insan yaşamı ne harika, ne tatlı bir doyum zincirinden ibaret olacaktı! Doğru, insan kısa zamanda ilk güçlükle karşılaşır; benden başka herkes benimkilere benzer isteklerde bulunacak ve bana, benim onlara davranırken gösterdiğimden daha fazla bir anlayış göstermeyecektir. Ve böylece, uygarlığın kısıtlamalarının bu şekilde kaldırılmasıyla gerçekte yalnızca tek bir insan sınırsız bir mutluluğa kavuşacak ve bu insan, iktidar araçlarının tümünü ele geçirmiş bir tiran, bir diktatör olacaktır. Ve hatta bu i...Devamını Oku »

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100
Yukarı Çık