|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
 |
Sosyoloji |
|
|
SOSYOLOJİ- TOPLUM, NEDEN SOSYOLOJİ
ŞU KALABALIKTA GÖRD ÜĞ ÜN HERKESİN
Sinemalarda kalabalık sahneler görürsün Eski esir pazarlarını hatırlatır Güney Pasifik'te ya da Afrika'da bir liman Kocaman gemilerin yanaştığı kıyıda Tektük beyazın karıştığı yerli halk Kurulmuş tezgahların arasında dolaşır
Çarşıda pazarda her gün Sayısız insanlarla yanyanasın Bölük bölük geçen askerler görürsün Hastaneler mahpusaneler önünden geçersin Her biri kalabalığın arasına katılmış Kiminin tramvay sürücüleri gibi ayak üstü Kiminin hamurcular gibi tavan aralarında Küçük yaştan katlanmakla her türlü kahra Her türlü mihneti yüklenmekle omuzlarına Bir gün göz açmaya kalmadan geçen ömrü Sen ki bir âlem bile olsan tek başına
Sonunda o kalabalıktan bir kişisin
Şu kalabalıkta gördüğün herkesin
Bir kalbi var senin gibiy ya da düşünür
Her biri bir can taşır
Sen onları tanışan da tanımasan da
Sonunda her biri ne senden iyi
Ne senden daha fena
Senin gibi bir insandır bütün kusurlarıyla
NECATİ CUMALI
NEDEN SOSYOLOJİ
Günümüzde günlük konuşma dilinin içine iyice yerleşti sosyoloji. Bahsiedilen her mevzuda insanlar "sosyolojiyi mutlaka bir yerlere oturtmaya çalışıyor. Bu, hem söylenene dikkati çekiyor hem de söyleyene. Sanki daha "sosyoloji" derken her şey açıklanmış oluyor-veya söyleyene de bağlı olarak-vurgulanan şeyin ne kadar zor açıklanabilir olduğu ifade ediliyor. Peki ama neden sosyoloji? Ve nedir bu sosyoloji şalının örtüp sakladığı sır?
Önce neden sosyoloji? Ve önce günlük hayattan bazı kesitler.
Günlük hayatımızda ilk bakıldığında iktisadî, tıbbî ve eğitimle ilgili görülen üç kesiti ele alalım:
Bir müşteri-tezgâhtar ilişkisini düşünelim. Başlangıçta tamamen iktisadî bir olay gibi görünen ve alış-veriş etrafında dönen bu ilişki biraz kurcalandığında arka plânında hiçte iktisadî olmayan bir yığın faktörü barındıran bir hadise olarak çıkar karşımıza. Modadan, toplumsal değerlerle beslenen kişisel zevk ve tercihlere; tezgâhtarın tavır ve davranışlarından yaş ve cinsiyete kadar ilişki sürecindeki her tefferruat sosyolojinin açıklamalarını gerektirecek muhtevalara sahiptir.
Aynı durum hasta ile doktor arasındaki ilişki için de söylenebilir. Bir hastanın hastalığını kabullenmesinden,doktor tercihine; oradan da doktorun tavsiye ettiği tedaviyi benimsemesine kadar bütün ilişkiler zinciri tıbbın değil, sosyolojinin izahına ihtiyaç duyar.
Eğitim ilişkisi için de aynı şeyi söylemek yanlış olmaz. Gerçekten de bir öğrenci-hoca ilişkisi ilk bakışta tamamen "eğitim"in odağında gibi görünse de daha kavramlara yüklenen manalarla birlikte sosyolojinin asıl belirleyici izah olduğu açıktır. Farklı toplumlarda ortaya çıkan farklı öğrenci-hoca ilişkileri de her şeyin nasıl toplum şekillendirmesi sonucu oluştuğunu gösteren bir diğer önemli örnektir.
Günlük hayat kesitlerini daha da çoğaltabiliriz.Hukuktan tarihe kadar uzanabilir ve değişik örnekler seçebiliriz. Bütün bunların arka plânında asıl belirleyici olanın, asıl şekillendirici olanın "sosyoloji" olduğunu görürüz.
Bunun neden böyle olduğu "sosyolojinin ne olduğu sorusunda gizlidir denebilir. Peki öyleyse nedir sosyoloji?
Önce genel bir yanlışı düzeltmekle başlamalıyız işe: "Sosyoloji", "Toplum Bilimi "değildir. Olsa olsa toplum bilimlerinden biri,önemli biridir; tıpkı ekonominin, tıpkı hukukun, tıpkı siyaset biliminin hatta tarih ve diğerlerinin birer "toplum bilimi" olarak nitelendirilebilecekleri gibi. İnsanı ve toplumu inceleyen bilimler kümesinin hepsine atfedilebilecek bir genelleme olabilir "toplum bilimi" kavramı. Dolayısıyla sosyolojiye basitçe toplum bilimi deyip çıkamayız işin içinden; dersek, en azından eksik kalır ve yanıltıcı oluruz. Sosyoloji, çok daha zengin ve derin bir muhtevaya sahiptir; çok daha çetrefil, çok daha çarpıcı, çok daha vaadedici ve çok daha serüven dolu bir güzergahtır. Bunun böyle olduğunu bu yola koyulanlar, bazen kaybolma pahasına kısa bir süre sonra anlarlar. Çok zor okunan, ama eşsiz heyecanlarla ve doyumlarla dolu bir yol haritasıdır sosyoloji. Bunun böyle olduğunu, oldukça basite indirgeyerek aşağıdaki şekille gösterip ve bu şekilden hareketle de sosyolojinin ne olduğunu tarife çalışalım:
Şeklin labirentlerine fazla dalmadan ana yollan seçerek sosyolojiyi şu şekilde tarif edebiliriz: Toplum içindeki bireyi, grupları, kurumları, bunlar arasındaki ilişki ve etkileşimleri yine bunlardan ayrı ayrı ve/veya müştereken kaynaklanan sorunları ve meseleleri bağlantılar kurarak inceleyen bilim dalıdır.
Bu tarifi Patrick Mc Neil ve Charles Townley (1981)'in toplum tarifi ile birlikte düşünmekte yarar var. Mc Neil ve Townley toplumu:"....kenarları olmayan bir ağ" olarak tarif
ediyorlar. Bu tarif bir sınırsızlığı belirttiği ölçüde sosyolojinin de nasıl sınırsız bir inceleme alanına sahip olduğunu ifade etmektedir. Çünkü sosyoloji, o ağla birlikte, o ağın ilmeklerini, o ağın dokusunu, o dokudaki ince işçiliği, o ağın birbiriyle kesişme ve ayrılma noktalarını ve nihayet o ağın uçlarının hangi sınırsızlıklara doğru gittiğini anlamaya, kavramaya ve idraki ölçüsünde anlatmaya çalışır. Sosyoloji, bu anlamda "öte"yi kurcalar. Görüneni değil,ama görünenle birlikte görünenin ötesini merak eder. Görüneni asıl "şekillendirenleri ele alır, inceler. Ve tekrar "ağ" benzetmesine dönersek o ağı belirleyen "düzen"in sırrını bulmaya çalışır. Bu noktadan hareketle Inkeles (1964) bir başka tarif teklif eder sosoyoloji için. Sosyoloji, insanın toplumsal hayatını karakterize eden "düzen"i bulmaya,onu anlamaya ve anlatmaya çalışır. Ne var ki, bu hiç de kolay değildir. C.Wright Mills (1959) bunun ancak "sosyolojik muhayyile" ile mümkün olabileceğini söyler (Bkz.çerçeve yazı).
Toplum: Sınırsız Bir Ağ Gerçekten de sosyolojinin, meraklısında aradığı ilk özellik, "muhayyile" dediğimiz hayal etme gücüdür. Bizi toplumun labirentlerinde yolumuzu kaybetmeden gezdirecek olan da; o sınırsız ağın kesişme noktalarında ve üzerinde buluşturacak olan da bu "muhayyileydin Kahkahalarla güldüğümüz bir karikatürdeki çizgilerde sosyolojinin yansımasını buluyor; bir
şiirin mısralarında "sosyolojinin enerjisini yakalayabiliyorsak bu, karikatüristle ve şairle
birlikte aynı sosyolojik muhayyileyi paylaştığımız içindir. Neden sosyolojinin cevaplarından
bir diğeri de, işte bu sosyolojik muhayyileyi, bir çoklarıyla paylaşacağımız bir ortak payda haline getirmek lüzumudur. Bütün bunlarla, "neden sosyolojinin cevabı bir parça olsun verilebildi sanıyorum. Tekrar toplum hayatına dönersek, o ağın parçalarını teşkil eden örnekleri sosyolojinin yardımı olmaksızın anlamak galiba pek mümkün değil. Ama "neden sosyoloji?" sorusunun cevabı, bu kısa ilk kısım değil, kitabın kendisidir.Bu kitap tam olmasa da bu sorunun cevabıdır veya cevaba önemli bir"giriş"tir.
"Sosyolojinin tasarımı, bu kısa girişte ifade etmeye çalıştıklarımızı sağlayacak şekilde planlanmıtır. Kitabın kısımları ve bölümleri günümüz toplumlarının bugünkü şekillenmeleri göz önünde tutularak düzenlenmiştir. Sürekli bir gelişme ve değişmenin yaşandığı toplumsal süreçler her kesim ve bölümde bu temel yaklaşımla ele alınmış ve sosyolojinin hem tarihi gelişimi içindeki farklı değerlendirmeleri; hem de son gelinen noktadaki duruşu verilmeye çalışılmıştır.
Titizlikle yapmaya çalıştığımız sosyolojinin bu temel giriş kitabını kendi içinde yeterli bir bütünlüğü sağlamış olarak sunmaktır. Bunu gerçekleştirmek için de bölüm yazarlarının kendi aslî metinleri farklı malzemelerle beslenmiş, böylece sosyolojik muhayyilenin nerelere uzanabileceği de gösterilmek istenmiştir.
DERLEYEN...EMRE ŞEN
İletişim:bilgi@kesfetkendini.com
İZMİR'DEKİ KİŞİSEL GELİŞİM KURSLARI- KİŞİSEL GELİŞİM KURSLARI VE
SEMİNERLER İÇİN AYRINTILI BİLGİ:
www.sayginnlp.com – www.cemalkondu.com
www.sinavkocu.com – www.kesfetkendini.com
|
|
|
Bilgi : Bu girdi 20.11.2008 01:18:19 tarihinde eklendi ve daha önce 2244 kez okundu. |
|
|
Anahtar Kelimeler: Aile, araştırma, bilim, bilimsel, devlet, düşünce, ekonomik, etik, felsefe, hukuk, iktisat, insan hakları, işletme, kültür, kültürel, makale, makaleler, medya, psikoloji, siyaset, sosyoloji, tarih, toplum, toplumsal, toplumsal değişme, uluslar arası, öğrenci, üniversite
|
|
|