Saygın NLP - İşler bazen karışır, ama hep bir yolu vardır...  
 
          Anasayfa Hakkımızda İletişim
 
 

Rumuz :

 

Parola :

 
  
  Parolamı unuttum
   Üye olmak istiyorum
 
 
 
Gelişim Psikolojisi ( Gelişime İlişkin Dünya Görüşleri )

GELİŞİM PSİKOLOJİSİ

  Gelişime İlişkin Dünya Görüşleri



  BENZETME:



  Mekanistik: Makina



  Organizmik: Organizma



  Diyalektik: Orkestra müziği



  BİREY:



  Mekanistik: Genel olarak edilgin



  Organizmik: Etkin



  Diyalektik: Etkileşimsel



  ODAK:



  Mekanistik: Davranışta gözlenebilir değişimler



  Organizmik: Yapıda içsel değişimler



  Diyalektik: Birey ile toplum arasında ilişki



  DEĞİŞİM TÜRÜ:



  Mekanistik: Niceliksel



  Organizmik: Niteliksel



  Diyalektik: Niceliksel ve niteliksel



  Kaynak: Perlmutter ve Hall, 1992.



  Mekanistik modeller makina benzetmesini kullanır ve gelişimin


de makinanın işleyişini yöneten yasalar gibi düzenli yasalara bağlı


olduğunu kabul eder. Gelişimi dış güçler etkiler; davranış geçmişteki


deneyimlerle ve şimdiki durumlarla biçimlenir. İnsanların duyguları,


düşünceleri ve eylemleri değişir, ama yapıları değişmez (otuz yaşındaki


biriyle yedi yaşındakinin bilişsel yapıları farklı değildir). Bu modelde


davranış uyarılmanın sonucudur, dolayısıyla insanların eylemleri


çevreye tepkiler doğrultusunda açıklanır. Öğrenme kuramcıları davranışı


açıklarken ve bazı biliş kuramcıları zihnin işleyişini açıklarken


bu modeli kullanırlar. Bu yaklaşımda insan edilgin bir varlıktır (ancak,


bu modelden kaynaklanan "toplumsal biliş kuramı"nda birey


akılcı bağlamda etkin sayılmaktadır). Organizmik modeller insanı etkin


ve değişen organizmalar olarak görürler. İnsanlar çevreyle etkileştikleri


için köklü bir biçimde değişirler. Düşüncedeki gelişme deneyimin


basit bir sonucu değildir, yapıdaki biyolojik temelli özel bir


değişimi yansıtır (otuz yaşındaki birinin bilişsel süreçleri yedi yaşındaki


birininkinden niteliksel olarak farklıdır). Organizmik yaklaşım


gelişimin hedefiyle ve davranışın örgütlenme biçimiyle ilgilenir; davranışın


dışsal nedenini değil, bireyin içindeki değişim kurallarını tanıma


ve tüm sistemi betimleme amacını güder. Bu yaklaşımda birey etkindir,


etkinliğinin kaynağı da kendisidir. Diyalektik yaklaşım insanın


sürekli değişen bir çevreyle etkileşim içinde olduğunu kabul eder.


Gelişim, aralarında hiçbir zaman yetkin bir uyum bulunmayan biyolojik,


fiziksel, psikolojik ve toplumsal boyutlara sahiptir. Diyalektik


yaklaşım birey ile toplum arasındaki ilişkiye odaklanır; bireyin gelişimi


büyük ölçüde tarihsel andaki olaylardan etkilenir (bu nedenle, yüzyılımızda


doğmuş birinin gelişimi geçen yüzyılda doğmuş birininkinden


farklı olacaktır). Diyalektik yaklaşımın mekanistik ve organizmik


yaklaşımların kavramlarını bütünleştirebileceğini ileri süren gelişimciler


vardır.  Şimdi, daha önce sözünü ettiğimiz gelişim kuramlarını birbiriyle


karşılaştırarak inceleyebiliriz.


  Olgunlaşma kuramı insanoğlunun sırasal bir büyüme (sequential


growth) gösterdiği ilkesini embriyoloji çalışmalarından almıştır. Embriyonun


epigenetik olarak bazı evrelerden geçerek büyüdüğü ve bu sıranın


her zaman sabit olduğu bu çalışmalarda ortaya konmuştur. İşte


bu embriyolojik modeli çocuk gelişimine uygulayan kişi Arnold Gesell


(1880-1961) olmuştur. Gesell'e göre, olgunlaşma mekanizması


doğumdan önce olduğu gibi sonra da gelişimi yönlendirmeyi sürdürür.


Gelişim hızları açısından çocuklar arasında farklılık olmakla birlikte


hepsi aynı sırayı izler. Çocuklar, sinir sistemleri yeterli derecede


olgunlaştığında, oturur, yürür ve konuşurlar. Bu gelişmede öğrenmenin


çok az katkısı vardır. Ancak Gesell normal gelişim için belirli çevresel


koşulların da gerekli olduğunu kabul eder. Olgunlaşma süreci herhangi


bir biçimde zarar gördüğünde normal gelişim de engellenecektir.


Örneğin embriyo oksijen yokluğuna uğrarsa organların gelişiminde


ciddi sorunlar görülür. Doğum sonrası gelişimde de çevrenin belirli


koşulları taşıması gerekmektedir. Örneğin, çevrelerinde yeterli derecede


uyaran olmayan, yeterli bakım görmeyen kurum çocukları iyi gelişemezler.


Gesell en önemli çalışmalarını devinim gelişimi alanında


yapmış, ancak olgunlaşma mekanizmasının bütün gelişimi belirlediğini


kabul etmiştir. Gesell'e göre çocuk yetiştirmek de olgunlaşma


ilkesinin tanınmasıyla başlamalıdır. İnsanoğlu dünyaya biyolojik evrimin


ürünü olan bir programla gelir; anababa belirli kurallara zorlamadan,


çocuğu kendisinden alacağı doğal ipuçlarına göre eğitmeyi bilmelidir.


 Gesell'i eleştiren kuramcılara göre, çocuğun gelişiminde dış çevre


iç plandan daha etkilidir. Gesell ayrıca, gelişimdeki yaş normlarını


çok kesin biçimde verdiği, olabilecek değişiklikleri dikkate almadığı


için de eleştirilmektedir. Buna karşılık Gesell'in, özellikle bebeğin


devinim gelişimine ilişkin normları hala çok değerlidir; çocuğun kendini


ayarlaması, anababanın da buna duyarlı olması ilkesi de geçerliğini


korumaktadır.


  Psikanalizin gelişim psikolojisine belli başlı katkısı evre kavramıdır.


Freud (1856-1939) insan gelişiminin çeşitli evrelerini tutarlı bir


sistem halinde betimleyen ilk bilim adamıdır. Son olarak psikanaliz,


insanın eylemlerinin ve düşüncelerinin ilk bakışta görüldüğünden daha


karmaşık olduğunu öğretmiştir bize.


  Psikanaliz kuramı gelişim alanını etkilemiş olmakla birlikte, çağdaş


gelişimciler genellikle birçok psikanalitik görüşü yetersiz ya da


yanlış bulmaktadırlar. Örneğin, ilk üç psikoseksüel evrenin yetişkinlikteki


kişilik gelişimini belirlediği görüşü normal çocukların araştırılmasında


pek az destek bulmuştur. Ayrıca, yetişkinlikteki kişilik özelliklerinin


ve davranışların çoğunun sosyo-kültürel çevreden ve gündelik


yaşamdan etkilendiği konusunda görüş birliği vardır. Psikanalizin


tarihsel önemi bütün bu tartışmaları başlatan ilk kuram olmasıdır.


  Toplumsal öğrenme kuramının en önemli adı olan Bandura insan


yaşamında "gözlem yoluyla öğrenme"nin önemini savunur. Gözlemsel


öğrenme dört süreç içinde gelişir: Dikkat etme, akılda tutma, davranışı


tekrarlama, pekiştirme ve güdüleme. Aslında bu dört süreç birbirinden


ayrı değildir, birlikte işler. Bandura bu dört sürece dayanan "model


alarak öğrenme" olgusunu, daha geniş bir çerçeve içinde asıl


"toplumsallaşma" süreci açısından değerlendirir. Toplumsallaşma süreci


içinde bir toplumun üyelerine toplumsal kabul gören davranışlar, cinsiyet


rolleri öğretilir. Kişi toplumsallaştıkça dış ödül ve ceza sistemlerine


bağımlı kalmadan kendi iç denetim örüntülerini geliştirir. Kişi kendini


değerlendirme standartlarını oluştururken gözlemlediği modellerin


standartlarını örnek alır. Toplumsal öğrenme kuramcıları paylaşma,


yardımlaşma, işbirliği gibi olumlu toplumsal davranışların da bu modellerden


etkilendiğini kabul ederler. Sonuç olarak bu yaklaşımda,


model davranışlar aracılığıyla insana her tür davranışın öğretilebileceği


ilkesi benimsenmektedir.


  Toplumsal öğrenme kuramcısı Banduranın görüşleri ile bilişsel


gelişim kuramcısı Piaget'in görüşleri arasında birleşen ve ayrılan noktalar


vardır. Her iki kuramcı da çocuğu öğrenme süreci içinde oldukça


etkin ve bilişsel bir varlık olarak kabul eder. Ancak Bandura dış çevrenin


etkilerini savunurken, Piaget iç güçlerin önemini vurgular. Piaget'e


göre gelişim, dışardan öğretilenden bağımsız olarak, çocuğun içsel


ilgi ve merakı sonucu kendi kendine ilerleyen bir süreçtir. Bu süreç


bazı içsel değişikliklerle evrelerin ortaya çıkmasını sağlar. Daha çok


çevreci olan Bandura ise Piaget'in görüşlerini iki açıdan eleştirir. Bandura


ya göre çocuklar çevreye içsel bir merak duydukları için değil,


pekiştiricilerle özendirildikleri için öğrenir, daha sonra bu dış


değerlendirmeleri içselleştirirler. Yine Bandura'ya göre çocukların ne


öğrendiklerini evreler değil izlenen modeller belirler; hatta toplumsal


öğrenme yöntemleriyle Piaget'in evrelerini değiştirmek bile olanaklıdır.


  Bilişsel gelişimciler dış çevrenin çocuk üzerindeki etkisinin önemini


kabul etmekle birlikte çocuktan kaynaklanan gelişime de yer vermek


istemektedirler. Dolayısıyla gelişimciler, Bandura'nın kendiliğinden


öğrenme olgusunu ihmal edişini eleştirmektedirler. Gelişimcilere


göre Bandura çok fazla çevrecidir ve bu tutum dikkatimizin çocuktan


uzaklaşmasına yol açmaktadır (W. Crain, 1980).


  Piaget'e göre zeka gelişimi "sürekli ve ilerleyici bir dengelenme


sürecidir" ve "gelişimin evreleri ya da düzeyleri birbirini izleyen


dengelenme basamaklarından oluşur." Gelişim sırasında birbiri ardına ortaya


çıkan farklı bütünsel yapılar doğuştan değildir, derece derece kurulurlar,


bir oluşumun sonucudurlar. Zeka esas olarak etkin bir doğaya


sahiptir. Ruhsal yaşamın hareket noktası bilinç değil, etkinliktir ve


ruhsal gelişim eylemin derece derece zihinselleşmesinden ibarettir.


Piaget'e göre, "eylem düşünceden önce gelir." Eylem işlemde içselleşir.


Pratik zeka kavramsal zeka haline gelir.


  Bilişsel gelişim kuramının belirlediği evreler ile psikanalizin


belirlediği evreler arasında karşılaştırma yapmak yararlı olacaktır. Piaget


(1896-1980) daha başlangıçtan itibaren ve araştırmaları boyunca kendi


bulgularını psikanalizin bulgularıyla karşılaştırmaya çalışmıştır. Sonunda


Piaget, 1933'deki psikanaliz kongresinde kendi zeka psikolojisi


ile psikanaliz arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. Piaget, duygusal


gelişimle bilişsel gelişim arasında koşutluk olduğuna, ikisinin de evre


sistemi aracılığıyla belirlenebileceğine inanmaktadır. Piaget zihinsel


ve duygusal evreleri sistemleştirmekte ve her zihinsel evreye karşılık


olan duygusal görünümleri belirtmektedir. Piaget'e göre iki alan arasındaki


koşutluk açık ve kesindir: Duygusal alan, yapısı zihinsel olan


davranışın enerji kaynağını oluşturur. Bu düzenleme Piaget'in evre sistemini


genelleştirmekte ve evre anlayışı kişiliğinin evreleri anlayışı


haline gelmektedir.


  Piaget'e göre Freud'un temel keşiflerinden biri, çocuğun duygusal


alanın iyi belirlenmiş evrelerinden geçerek gelişmesi, evreler arasında


yetkin bir sürekliliğin olması olgusudur. Piaget'in Freud'a yönelttiği


temel eleştiri ise, keşfettiği duygusal olguları yorumlamasının yetersiz


kalması yönündedir. Piaget'e göre bu yetersizliğin nedeni Freud'un hala


geleneksel çağrışımcı psikoloji çerçevesinde düşünmesidir. Piaget


Freud'un keşfettiği temel duygusal olguların kendi evre anlayışıyla ve


sistemiyle kolayca bütünleştirilebileceği inancındadır.


  Piaget'e göre, gelişimde bilişsel ögeler ile duygusal ögeler birbirinden


ayırt edilemez. Duygusal alan, zekanın yapılarının değil işleyişinin


tabi olduğu bir enerji kaynağı rolünü oynar. Gerçekte enerjisiz


bir yapı ve yapısız bir enerji olamayacağı için, her yeni yapıya bir


enerji düzenleme biçimi, her duygusal davranış düzeyine de belirli bir


bilişsel yapı tipi denk düşmelidir. Bu açıdan bakıldığında, Piaget'in


sistemindeki farklı evreler onlara denk düşen duygusal görünümlerle


tamamlanabilir. Piaget'e göre gerçeklikte duygusal ve bilişsel davranıştan


ayrı ayrı söz etmek olanaksızdır; her davranış "aynı zamanda


hem o, hem öbürü"dür. Bunu kavramak için yapının ve enerjinin dilini


öğrenmek gerekir. Piaget'in yaklaşımında duygusal gelişim zihinsel


gelişime bağlıdır. Fakat zeka ile duygu arasında bir doğa farkı vardır:


"Davranışın enerjisi duygusal alanı ortaya çıkarır; davranışın yapıları


ise bilişsel işlevleri ortaya çıkarır." Duygusal alan zekanın işleyişine


müdahale eder, ama yapılar yaratamaz. Piaget'e göre, "Duygusal işlev,


ona araçlarını sağlayan ve onun hedeflerini aydınlatan zeka olmadan


hiçbir şey değildir."


  Bilişsel gelişim ile toplumsal gelişim arasında da ilişki kurulabilir;


bu ilişkiyi belirten en genel kavram "toplumsal biliş" (social cognition)


kavramıdır. Toplumsal bilişin gelişimi, insani, toplumsal dünyaya


ilişkin bilişlerin gelişimidir. Bu gelişim, ben'in ben-olmayan'dan,


kişinin kişi-olmayan'dan ve bir kişinin başka bir kişiden gitgide ayrılması,


farklılaşması süreci olarak tanımlanabilir.


  Piaget'e göre çocuğu çevre ile ilişkiye sokan etkinlik özümleme


ve uyma süreçlerini içerir, zeka da bu özne-nesne ilişkisiyle tanımlanır.


Özne ile nesne arasındaki ilk ilişki ikili olmayan (adüalistik) bir


farklılaşmamışlık ilişkisidir; bu ilişkide ben ile ben-olmayan arasında


hiçbir ayırım yoktur. Sonra iki yönlü bir hareketle, yani deneyimin


değerlendirilmesini sağlayan dışsallaştırma hareketiyle ve zihinsel işleyişin


bilincini kazandıran içselleştirme hareketiyle, kendi özerklikleri


ve etkileşimleri içinde öznenin kurulması ve dünyanın kurulması gerçekleşir.


Piaget'e göre, "zeka ne benin bilinciyle başlar, ne de nesnelerin


bilinciyle; zeka bunların etkileşiminin bilinciyle başlar ve bu etkileşimin


iki kutbunun aynı anda birbirine yönelmesiyle, zeka kendi


kendini örgütlerken dünyayı da örgütler." Başlangıçta her şey özne ve


onun eylemi üzerinde odaklaşmıştır; sonra derece derece merkezden


ayrılma (decentration) gerçekleşir, böylece özne diğer nesneler arasında


bir nesne olur. Piaget'e göre bu gelişimi belirleyen ilke şudur:


Bütünsel bir benmerkezlilikten nesnelliğe geçiş (Tran-Thong, 1978).


  Flavell'e göre, toplumsal biliş, insani nesnelerin ve onların yaptıklarının


bilişi anlamına gelmektedir. Bu bilişin içinde ben'e, diğer insanlara,


toplumsal ilişkilere, örgütlere ve kurumlara, genel olarak insani,


toplumsal dünyamıza ilişkin algı, düşünme ve bilgi vardır. Toplumsal


biliş insanları ve insanın yaptıklarını konu edinir. Örneğin makinalar,


matematik, ahlaksal yargılar insani bilişin konuları ve ürünleridir;


ama yalnızca sonuncusu insani toplumsal bilişin konusu sayılabilir.


Toplumsal biliş kesinlikle toplumsal dünyayı ele alır, fiziksel ve


mantıksal-matematiksel olanı değil. Böylece toplumsal biliş alanındaki


özel gelişim eğilimleri şu alanlarda ortaya çıkmaktadır: Algılar,


duygular, düşünceler, niyetler, ben, kişilik, ahlak.


  Bilindiği gibi, Piaget'in kuramı öncelikle çocukların bilişsel


gelişimiyle ve onların fiziksel dünyanın işleyişini anlayışlarıyla ilgilidir.


Kuramın temel sayıltısı, insanları ve toplumsal ilişkileri anlamada


etkili olan bilişsel etkenlerin fiziksel dünyayı anlamada rolü olan


etkenlerle aynı olduğudur. Piaget toplumsal dünyanın çocuğu fiziksel


dünyayla aynı biçimde etkilediğini kabul etmektedir. Bu temel kabulleri


nedeniyle Piaget'in modeli -toplumsal deneyimi gelişimin kaynağı


olarak kabul etse bile- toplumsal alanla çok az ilgilenmektedir. Günümüzün


bilişsel kuramcıları ise Piaget'in toplumsal deneyimle ilgili


görüşünü pek paylaşmamaktadırlar. Onlara göre toplumsal deneyimin


çocuk üzerindeki etkisi Piaget'in sandığından hem daha farklı, hem de


daha önemlidir. Toplumsal biliş kavramının ortaya çıkması da işte bunun


sonucu olmuştur.



DERLEYEN...EMRE ŞEN (KESFETKENDİNİ EDİTÖRÜ)


İletişim:bilgi@kesfetkendini.com








Bilgi : Bu girdi 03.11.2009 14:29:04 tarihinde eklendi ve daha önce kez okundu.
Anahtar Kelimeler:bebek gelişim,eğitim gelişim,fiziksel gelişim,gelişim kuramı,gelişim psikolojisi,gelişim özellikleri,gelişim öğrenme,insan psikolojisi,sosyal gelişim,yaş psikolojisi,çocuk gelişim,çocuklarda gelişim,öğrenme psikolojisi
 

 

Bu konuyla ilgili henüz bir yorum yapılmamış.
Saş üst köşede bulunan kullanıcı girişi bölümü aracılığıyla giriş yaptıktan sonra siz de konuyla ilgili olarak yorum yapabilirsiniz. Eğer üye değilseniz üye olarak kullanıcı girişi yapabilirsiniz.

Gelişim Psikolojisi ( Gelişime İlişkin Dünya Görüşleri )
 
 
CEMAL KONDU
Hitabet Sanatı
Gelişim Psikolojisi
Ürünlerimiz
Hipnoz
Ruhsal Gelişim
Plan Nasıl Yapılır
Müşteri Yönetimi
Para Kazanma
Danışmanlık
TUS KOÇLUĞU
Psikoloji
Sosyoloji
FELSEFE
Zeka
Reklamcılık
Ödev Nasıl Yapılır
PAZARLAMA STRATEJİLERİ
İSİM SÖZLÜĞÜ
Kitap Okuma
Verimli Ders Çalışma Teknikleri
Test Nasıl Çözülür
ATASÖZLERİ - DEYİMLER- ÖZLÜ SÖZLER
Yemekler
MOTİVASYON
RÜYA TABİRİ ( NEFRET )
Evlilik Oyunu
Rüya Tabirleri
Zaman Yönetimi
Burçlar, Aşk
Başarı
Kişisel Başarı
Felsefe Yolculuğu
İnsan İlişkileri
Bebek Bakımı
Feng Shui
Hızlı Okuma
Nil Gün
Oğuz Saygın
Hamilelik Hakkında
Yazın Yayınlayalım
HAKKIMIZDA
Kişisel Gelişim Videoları
Resimler
Etkileyici Sözler
Adil Maviş
Şifalı Bitkilerle Tedavi
Anne Baba Okulu
Şifalı Bitkiler
SOHBET
Kitaplık
Genç Kız Psikolojisi
CEO
Rüya Yorumları
Videolar
Kişisel Gelişim
ÖSS Hazırlık
Komik Fıkralar
Evlilik Oyunu
ÖSS
Öğrenci
İş Görüşmesi
CV / Özgeçmiş
Kariyer
Öğrenme Sanatı
Mutluluğun Sırrı
Diksiyon
Konuşma Sanatı
Burçlar
Meslek Rehberi
Meslek Seçimi
Beyin Eğitimi
Beyin ve Hafıza
Güzellik Reçeteleri
Cinsellik
LİNK DEĞİŞİMİ
NLP
Fıkralar ve Hikayeler
Reiki
Geliştiren Sözler
Hobi
Geleneklerimiz
Biyoenerji
Sağlık
Etkili Satış
Mutlu Evlilik
Kişisel Gelişim Eğitimleri
Sizin İçin Seçtiklerimiz
Yoga
Yaşam
Yaratıcı Düşünce
Uyku ve Siz
Türkler
Testler
Stres Yönetimi
Sınırsız Beyin Gücü
Ruh Sağlığı
Renkler
Psikolojik Rahatsızlıklar
Refleksoloji
Parapsikoloji
Para Sanatı
Özgüven
Olumlu Düşünme
Mutluluk Bilimi
Meditasyon
Kadınlar Üzerine
İş Dünyası
Hipnoz
Geliştiren Öyküler
Etkin Koçluk
Etkili İletişim
Erkekler Üzerine
Eğitim-Öğrenme
Düşünce Öğretisi
Duygusal Zeka
Ders Çalışma Tekniği
Çocuk Eğitimi
Lider Olabilmek
Bilinçaltının Gücü
Bilgece Yaşamak
Beyin Fırtınası
Bağışlayın ve Unutun
Bağımlılık - Bağlılık
Aşkın Psikolojisi
Astral Seyahat
  © 2008 www.kesfetkendini.com - Sitede yer alan yazılı ve/veya görsel içeriğin tüm hakları kesfetkendini.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz.
  Bazı sık aranan kelimeler: kişisel gelişim, kişisel gelişim eğitimleri, kişisel gelişim kitapları, kişisel gelişim kursları, kişisel gelişim seminerleri, kişisel gelişim siteleri, kişisel gelişim testleri, kişisel gelişim uzmanı, kişisel başarı, Evlilik Oyunu, Rüya Tabirleri, Zaman Yönetimi, Burçlar, Aşk, Başarı, Kişisel Başarı, Felsefe Yolculuğu, İnsan İlişkileri, Bebek Bakımı, Feng Shui, Hızlı Okuma, Nil Gün, Oğuz Saygın, Hamilelik Hakkında, Kişisel Gelişim Videoları, Resimler, Etkileyici Sözler, Adil Maviş, Şifalı Bitkilerle Tedavi, Anne Baba Okulu, Şifalı Bitkiler, Kitap, Genç Kız Psikolojisi, CEO, Rüya Yorumları, Videolar, Kişisel Gelişim,ÖSS Hazırlık, Komik Fıkralar, Evlilik Oyunu,ÖSS,sbs, Öğrenci, İş Görüşmesi, CV / Özgeçmiş, Kariyer, Öğrenme Sanatı, Mutluluğun Sırrı, Diksiyon, Konuşma Sanatı, Burçlar, Meslek Rehberi, Meslek Seçimi, Beyin Eğitimi, Beyin ve Hafıza, Güzellik Reçeteleri, Cinsellik, NLP, Fıkralar ve Hikayeler, Reiki, Geliştiren Sözler, Hobi, Geleneklerimiz, Biyoenerji, Sağlık, Etkili Satış, Mutlu Evlilik, Kişisel Gelişim Eğitimleri, Zeka, Yoga, Yaşam, Yaratıcı Düşünce, Uyku ve Siz, Stres Yönetimi, Sınırsız Beyin Gücü, Ruh Sağlığı, Psikolojik Rahatsızlıklar, Refleksoloji, Parapsikoloji, Para Sanatı, Özgüven, Olumlu Düşünme, Meditasyon, Kadınlar,İş Dünyası, Hipnoz, Koçluk, Etkili İletişim, Ders Çalışma Tekniği, Liderlik , Cemal KONDU, NLP, terapi, Psikoloji, psikoloji siteleri, psikoterapi, sigara bırakma merkezi, cinsel kimlik, depresyon, evlilik psikolojisi, Psikoloji, Kişisel Gelişim, NLP ile ilgili konular hakkında bilgi alabilir, psikolojiyle ilgili makaleler, haberler, köşe yazıları bulabilirsiniz.