|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
 |
ATASÖZLERİ - DEYİMLER- ÖZLÜ SÖZLER |
|
|
Güzel Türkçemiz kelime hazinesi zengin, kıvrak, işlek, yaşayan bir dildir. Aynı zamanda Dünya dilleri arasında da saygın bir yere sahiptir. Atalarımız yirmi yüzyıl süresince Türkçemizi en güzel şekilde kullanmışlardır. İşte, Atalarımızın bu titizliklerinin en güzel ürünü de bize armağan olarak bıraktıkları atasözlerimizdir.
Çünkü atasözlerimiz düşündürücüdür, vecizdir, öğreticidir.
Atasözlerimiz bir milletin kültürünü, manevî değerlerini, milletin kendine özgü duyuşunu, düşünüşünü, hayata ve olaylara bakış açısını en iyi şekilde ortaya koyan birer hazinedir.
Bu zenginliği yakından tanımak ve bilmek gençler için büyük bir kazanç olacaktır. Çünkü gençler geçmiş asırların kültür değerlerini ve birikimlerini gelecek asırlara aktarmak sorumluluğuna sahip kuşaklardır.
Türk dili açısından, veciz anlatımlarıyla atasözleri, uzun tecrübelerin ürünü olarak ortaya çıkmışlardır. Sayı ve kullanım alanları bakımından atasözleri ile eşdeğerdeki deyimler de kıvrak Türk zekâsının, işlek Türk dilinin en güzel ürünleridir. Bu iki grup, yani atasözlerimiz ve deyimlerimiz, Türkçeye Dünya dilleri arasındaki seçkin yerini kazandırmışlardır.
Bir amaç da dil öğreniminde gerçekleştirilmek istenen amaca ulaşma yolunu aydınlatmak, zengin dilimizin ufkuna ışık tutmaktır.
Kitabımızın amacı temel eğitimde ve orta öğretimdeki öğrencilerimize Türkçeyi doğru öğretmek, güzel kullanmak yolunda destek olmaktır. Bu sebeple pek çok ders kitabı, ders kitaplarına kaynak olan yazılı eserler incelenmiş, atasözleri ve deyimlerden başka söz grupları, özlü sözler ve güzel sözler de ele alınarak genel anlamlan ile açıklanmıştır. Uzun gözlemler sonucunda zaman zaman, söz grupları ile deyimlerin, atasözleri ile deyimlerin ve söz gruplarının birbirlerine karıştırıldığı, bir kavram kargaşasına neden olduğu görülmüştür. Hatta yanlış kullanımlara rastlandığı için, bu kitapta ele alınan her sözün baş tarafına, kısaltılmış olarak hangi gruba ait olduğu belirtilmiştir. Örnek olarak: Atasözü, deyim, özlü söz, güzel söz, söz grubu gibi.
Böylece alfabetik sırada aranıp bulunan bir sözün hem anlamı, açıklaması öğrenilecek, hem de hangi grupta olduğu kesin olarak bilinecektir.
Şimdiye kadar yayımlanan başvuru kitaplarında rastlanmayan bu özellik Türkçe öğrenimi açısından karşılaşılan güçlükleri bir açıdan aşmak konusunda öğretmen ve öğrencilere büyük yarar sağlayacaktır. Türk folklorunun en zengin yönünü oluşturan atasözlerimiz bu konuda çalışan araştırmacılara güvenilir bir kaynak olacaktır.
Bu kitabımız okurlara, araştırmacılara özellikle öğrencilere yararlı olursa uğraşlarımızın büyük bir ödülü olacak ve bize mutluluk verecektir.
ATASÖZLERİ ve VEZİCELER HAKKINDA
Asırlara meydan okuyarak zamanımıza bütün güzelliği ile gelen Türkçemizin söyleyiş özelliklerinin etkili bir kısmını da atasözlerimiz ve vecizelerimiz oluşturur. Bu bakımdan bu sözler, üzerinde durulması, ibret alınması gereken birer hazine niteliğindedir. Atasözleri her dilde vardır. Her dilde de kıymetli olmak niteliğini sürdürmektedir, sürdürecektir.
Bu bakımdan atasözlerini içeren kitaplar her zaman kıymetli olacaktır. Çünkü halkın duyuşunu, düşünüşünü, ahlâkî değerlerini, ekonomisini, felsefesini, tarihini, folklorunu vb. hep atasözlerinden öğrenmek mümkün olacaktır.
Atasözleri eski kitaplarda sav, mesel, tabir olarak anılırdı. Atasözleri gibi değerli olan vecizelerimiz de halkımızın yol göstericisi olmuştur. Bunun için eski eserlerin çoğunda «Atasözleri ve Vecizeler» arka arkaya yazılarak gösterilmiştir. Hatta deyimler bile özlülükleri itibariyle atasözlerinin yanında yer almışlardır. Soylu Türk halkının güzel söz söylemek ve dinlemek en büyük zevklerinden bindir. Yine atasözlerinin yanında büyüklerimizin sözleri de büyük itibar görmüştür. (Kelâm-ı Kibar) denilen büyüklerimizin güzel sözleri yaşayışımızda etkili sözler olarak alınmış söylenmiş, uygulanmıştır.
Türkçemizin temel eserlerinden biri olan Kaşgârlı Mahmut'un yazdığı Divan-ı Lûgat-it Türk adlı eserde atasözleri için Arapça (mesel), Türkçe (sav) denilmiştir. Osmanlıcada, Divan Edebiyatı'nda ise (darbımesel) olarak adlandırılırdı. Milli Kütüphane Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanıp «Bin Temel Eser» serisi içinde yayımlanan «Türk Atasözleri ve Deyimleri» adlı eserde de (Atasözü umumi bir adlandırmadır. Bunun içerisinde darbımeseller ve tabirler; deyimler yer alır) denilmektedir.
Darbımesel'in çoğulu (Durûb-ı emsal)dir. Ki bu da hikmet taşıyan, özlü söz olmuş, (vecize), kalıp klişe hâlindeki söz demektir.
Bilindiği gibi Türkçemizin dayandığı, en eski kaynak Orhun Abideleri'dir. Sekizinci asrın birinci yarısına aittirler. Bu abidelerin güzel ifadelerinde de atasözleri bulunmaktadır. Bugün kullandığımız bir söz olan (Ağaç yaş iken eğilir) sözü Orhun Abideleri'nde şöyle bulunmaktadır.
Yuyka erikli toplağalı ucuz ermiş Yinçge eriklig üzgeli Yuyka kalın bolsar toplağuluk alp ermiş, Yinçge yoğon bolsar üzgülük alp emiş. (İnce ve dayanıksız iken onu büküp toplamak kolay imiş derler. Fakat kalın olursa onu büküp toplamak, kırıp parçalamak güç olur imiş derler.) Divan-ı Lûgat-it Türk adlı eserde ise: (Babası ekşi elma yese oğlunun dişi kamaşır) sözü şöyle bulunmaktadır. (Atası acı alma yisa oğlının tisi kamar.) Bir başka örnekte ise: (Dağ dağa kavuşa-
maz, insan insana kavuşur) sözü şöyle geçmektedir. (Tag taga katışmaz, kişi kişigga katışır.)
Dede Korkut'tan da bazı örnekler vermek yerinde olacaktır:
Bugün: (Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut.) Dede Korkut'ta: (Kaadir Tengri virmeyinca er ba-yımas.)
Bugün: (Kibirin hasmı Allah'tır.) Dede Korkut'ta: (Tekebbürlük eyleyeni Tengri sevmez.)
Bugün: (Ecelsiz kul ölmez.) Dede Korkut'ta: (Ecel va'de irmeyince kimse ölmez.)
Bizde ilk Atalarsözü kitabı Fatih'te Millet Kütüpha-nesi'nde bulunan Teshil adlı tıp kitabının sonuna eklenmiş olan el yazısı ile yazılmış bir risalede bulunan (698) adet atasözüdür. Hicri 885, Miladî 1420 yılına aittir. Önemli atasözleri kaynaklarımızı da belirtmek yerinde olacaktır kanaatindeyim.
1. Kaşgârlı Mahmut'un yazdığı (Divan-ı Lûgat-it Türk) adlı sözlükte (266) adet atasözü vardır. Yılı 1070.
2. Mevlânâ Şemseddin'in (Teshil) adlı tıp kitabında (698) adet atasözü vardır. Yılı 1449-1480.
3. Ahmet Nazif Efendinin yazdığı (Ukud-ül Leâl fi Ter-cemet-il Emsal) adlı eserde yüze yakın atalarsözü vardır. Yılı 1722.
4. Ahmet Vefik Paşa'nın (Müntehabât-ı Durûb-i Em-sâl-i Türkîye) adlı eserde (4300) madde
5. Şinasi'nin (Durû-i Osmaniye) adlı eserinde (2500) atasözü vardır. Yılı 1870.
6. EbuzziyâTevfik'in (Durûb-i Emsâl-i Osmaniye) adlı kitabında ise (4000) atasözü mevcuttur. (Bir kısmı deyimdir.) Yılı 1885.
7. Tekezâde M.Said'in (Durûb-i Emsâl-i Türkîye yahut Ata Sözleri) adlı kitabında 5740 madde vardır.
Yılı 1894.
8. Tahsin Ömer'in (Darb-ı Meselelerimiz Hakkında Tahlilî Tetkikat) adlı (16) sayfalık risalesi vardır. Yılı 1337.
9. Hâşim Veli'nin (Atalar Sözü) kitabında (750) atalar-sözü mevcuttur.
10. Sadettin Nüzhet Engun - M.Ferid'in (Konya Vilâyeti Halkiyat ve Harsiyâtı) adlı eserde (2057) adet söz vardır. Yılı 1926.
11. H.Zeynelli'nin (Azerbaycan Atalar Sözü) isimli kitabında (2000) söz bulunmaktadır. Atasözleri ile karışık sözler de vardır. Yılı 1926.
12. Muzaffer Lûtfi'nin (Türk Atalar Sözü) kitabı Türk harflerinin halka öğretilmesine yardımcı olmak için yazılmıştır. 1928.
13. Demir Alp'in (Türk Darb-ı Meseleleri yahut Atalar Sözü) adlı kitabında (5200) tane atalarsözü vardır. Yılı 1933.
14. Veled İzbulak (Atalar Sözü) kitabında Teshil adlı tıp kitabının sonundaki el yazması risalede bulunan atasözlerinin açıklamasını yapmış, bu sözlere anlamca benzeyen başka sözleri de eklemiştir. (698) adet sözün açıklaması ve aynı anlama gelen
diğer sözler vardır. Ayrıca Teshil'in sonundaki el yazması kısmının fotokopisi eklidir. Yılı 1936.
15. Sadi G.Kırımlı'nın (Atalar Sözü) adlı kitabında (2742) atalarsözü vardır. Yılı 1939.
16. Osman Nuri Peremeci'nin (Atalar Sözü) adlı kitabında ise atasözleri ve deyimleri kapsayan (7694) söz vardır. Yılı 1943.
17. Hasan Çekli-Mehmet Dobada'nın (Ataların Dilinden) adlı kitabında Antep ve Samsun yöresinde kullanılan atasözleri ele alınmıştır. Yılı 1945.
18. Mustafa Nihad Özön'ün (Türk Ata Sözleri) adlı kitabında (8600) atalarsözü vardır. Yılı 1956.
19. Feridun Fazıl Tülbentçi'nin (Ata Sözleri) adlı kitabında (15080) adet söz vardır. Yılı 1963.
20. Milli Kütüphane Genel Müdürlüğü'nün (Türk Atasözleri ve Deyimleri) adlı kitabında (10730) adet deyim ve atasözü vardır. Yılı 1970.
21. Ömer Asım Aksoy'un (Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü) adlı kitabında (2110) adet atasözü vardır. Yılı 1971.
22. İ.Hilmi Soykut'un (Türk Atalar Sözü Hazinesi) adlı kitabında (5605) adet atalarsözü vardır. Yılı 1974.
H.Fethi Gözler-M.Zİya Gözler'in (Açıklamalı Türk Atasözleri Sözlüğü) adlı kitabında (1992) adet atasözü vardır. Yayın yılı 1980.
Yukarıda adlarını ve özelliklerini yazarak belirlediğimiz kaynaklar atasözlerimizin ele alındığı değerli eserlerdir. Ancak bu eserlerin çoğunda atasözleri ve vecizeler bir arada gösterilmiştir. Ayrıca sözlerin başına atasözü, vecize, güzel söz diye bir işaret konmamıştır. Bu sebepledir ki kitaplardaki sözler atasözü olarak görülmekte, sayıları da hayli kabarık olmaktadır. Ayrıca sözlerin bölgelerde ayrıldığı ufak farklar da ayrı ayrı alınmaktadır. Birçok yöremizde kelimeler değişik kullanılmaktadır, söylenmektedir. Atasözleri de bu kelimelerle söylenince özünden bir şey kaybetmediği hâlde ufak bir söyleyiş farkı doğmaktadır. Bazı yazarlar, derleyiciler bu tip sözleri ayrı ayrı aldıkları için bu sözlerin sayısı, bazı kitaplarda çok kabarık hâle gelmiştir.
Atasözlerimizin özelliklerini kısaca özetlemek istersek şöyle bir sıralama yapmak mümkündür.
1. Atasözlerimiz halkımızın düşüncesini duygusunu anlatır. Bunun için (Hikmet-ül avam) da denilir.
2. Ulusaldırlar.
3. Dinî sözlerin yaptığı etkiler gibi kişinin ruhunu etkilerler.
4. Kesin tavırlıdırlar.
5. İnandırıcıdırlar.
6. Geniş halk kitlelerinin yüzyıllardan beri geçirdiği denemelerden, bu denemelerden oluşan düşüncelerden doğmuşlardır.
7. Atalarımız kendi başlarına gelen ve ders aldıkları olayların kendilerinden sonrakilerin başına gelmemesi için ders verici bir biçimde sözler söylemişlerdir. Bu sözler rehberlik edici niteliktedirler.
8. Denenmiş sözler olduğu için doğruluğu herkes tarafından kabul edilir.
9. Klişe hâline gelmiş sözlerdir.
10. Sözlerde kelimelerin yeri değiştirilemez. Değiştirildiği zaman değişik anlamlar verebilir.
11. Kalıplaşmış sözlerdir. Kelime eklemek ve çıkarmak sözü bozar.
12. Yalın sözlerdir, anlatımları açıktır.
13. Toplum olaylarını tarafsız olarak aktarırlar, olayların meydana gelişini, alınması gerekli dersi bildirirler.
14. Doğa olaylarının oluşunu bildirirler.
15. Ahlâkı aşılarlar, ahlâklı olmayı önerirler.
16. Gelenek, görenekleri yansıtırlar.
17. Yurdun ayrıldığı coğrafî bölgelere göre söyleniş alanları vardır. (Bu sözler atasözünün anlamındaki özelliği değiştirmez.)
18. Bir veya iki cümleden meydana gelirler.
19. Yol gösterici niteliğe haizdirler.
20. İçlerinde bilgece düşünceler taşırlar.
21. Çoğunda mecaz vardır. Mecazlı olmayanları da vardır.
22. Atasözlerinde söz sanatları vardır.
23. Atasözlerinde Türk ulusunun zekâsını, kıymetini, duygularını, hayallerini bulmak mümkündür.
Atasözlerinin meydana gelişi de şöyle açıklanabilir. Çok önceleri bir kişi tarafından söylenmiş güzel sözler yıllar içinde eklemeler, çıkarmalar ile uzun zaman konuşulmuştur, böylece de halkın malı olmuştur. Bu yöntem ile daha birçok söz, atasözü olacaktır. Bu arada bazı olaylar veya durumlar da bu sözlerin doğmasına veya ortadan kalkmasına neden olmuşlardır. Toplumda kötümserliğin hâkim olduğu zamanlarda söylenen sözlerle, huzurlu zamanlardaki sözler aynı içerikli değildir. Bu sebeple atasözlerinde küskünlük, hırçınlık, hiddet bulmak mümkündür. Aynı zamanda fıkralar, cinas, nükte de içerir. Atasözlerinde iç kafiye ve kafiye vardır. Genel olarak yarım kafiyelidirler. Komşu olan milletlerin atasözleri anlam itibariyle birbirlerine de benzerler.
Atasözleri bölümünü iki değerli yazarımızın bu konudaki tariflerini yazarak bitiriyorum. Ömer Asım Ak-soy, atasözleri tarifini şöyle yapmıştır: (Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural, bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş sözlerdir.)
Fethi Gözler ise atasözlerini şöyle tarif etmiştir: (Atasözü, nesilden nesile geçerek pratikte Türk insanına çoğunlukla değişmez yargılar aracılığı ile atalarımızın hayat tecrübelerini, ilmî ve felsefî gerçekleri öğütler hâlinde sunan, az sözle çok anlam ifade eden kalıplaşmış ve çoğu mecazî olan sözler topluluğudur.)
Meydan Larousse'da ise atasözleri şöyle tarif edilmiştir: (Bir fikri, bir öğüdü mecaz yolu ile, kısa ve kesin olarak anlatan, eskiden beri söylenegelmiş veciz sözlerdir.)
Deyimlere gelince:
Deyimlerin ortak özelliklerini şöylece sıralayabiliriz.
1. Deyimlerde hüküm yoktur, bir kararı, bir kanıyı kesin olarak bildirmezler.
2. Anlamlarında genel kural olma özelliği yoktur.
3. Deyimler klişeleşmiş ve bağımsız kelime guruplarıdır.
4. Deyimler emir, öğüt vermezler.
5. Deyimler genel bir kural oluşturmazlar.
6. Deyimler, atasözlerinde yardımcı söz gurubu oluştururlar. (Gözü çöplükte kalmak) deyimdir. (Horoz ölür, gözü çöplükte kalır) sözü ise hüküm bildirir, atasözüdür. Burada görüldüğü gibi deyim, yardımcı madde olarak kullanılabilir. Ama her atasözünde deyim vardır diye düşünmek hatalıdır, çünkü yoktur.
7. Deyimlerde mecaz anlam vardır.
8. Deyimler bazen yan yana gelerek atasözlerini oluştururlar. Örnek olarak: (Acı patlıcan) bir deyimdir. (Kırağı çalmak) da bir deyimdir. Ancak (Acı patlıcanı kırağı çalmaz) sözü bir atasözüdür.
9. Atasözlerinde denemelere, hükümlere dayanan özellikler vardır, deyirnlerde bu yoktur.
10. Atasözlerinde hüküm vardır, deyimlerde yoktur.
11. Deyimlerde genel kural olma özelliği yoktur.
12. Deyimler kalıplaşmış, kalıplaşırken de güzellik kazanmış söz guruplarıdır.
13. Deyimlerde hikâye özellikleri de bulunabilir. Deveye (Boynun eğri) demişler, (Nerem doğru ki) diye cevap vermiş.
14. Her deyimde anlatım güzelliği aramak doğru değildir. Anlatım güzelliği olmayan deyimler de vardır. (Olan oldu).
15. Deyimler bir duyuyu bir inanışı belirtirler. (Büyük sözüme tövbe.)
16. Bazı deyimlerin anlamları yarım bırakılmıştır. (Çat kapı...)
17. İnanışları da deyimlerde bulabiliriz. (Büyük sözüme tövbe.)
18. Deyimlerin mastarlarla kullanılanları davardır. (Yolu düşmek, sona ermek.)
19. Deyimler bileşik kelime hâlinde yazılmamalıdır. Yazılırsa deyim özelliğini kaybederler.
20. Deyimlerin, deyim gibi görünen güzel sözlerden farkı kısa zamanda silinip gitmemeleridir.
21. Deyimlerde bazen kafiye özelliği de bulunur. (İki arada, bir derede.)
22. Deyimler kalıplaşmış sözlerdir, bunun için kelimelerin yerine başkalarını koymak anlamı bozar, hiç olmazsa kuvvetlendirmez. Deyimlerin bugünkü dizilerini de bozmak yanlıştır.
23. Deyimleri bir anlatım kalıbı olarak görmek mümkündür.
24. Bazı sözler vardır ki sonlarındaki fiilin biçimi değişince deyim de değişir.
(Doğmadık çocuğa don biçmek) bir deyimdir. (Doğmadık çocuğa don biçilmez) ise bir atasözü-dür.
25. Deyimler kalıplaşmış sözlerdir değiştirilemez denilmişti. Bunun bir kural dışı olanı vardır. Deyimlerde-ki zamirlerin kişileri değişebilir.
(Bana göre hava hoş. -Sana göre hava hoş.)
26. Bazı benzetmeler deyim sayılabilir. (Arı kovanı gibi işlemek.)
27. İkilemeleri ayrı yazıldığında deyim saymak gereklidir. (Ufak tefek. Aşağı yukarı.)
28. Deyimlerin eskisi ve yenisi vardır. (Yeşil ışık yakmak.) Yeni bir deyimdir.
29. Argo olarak söylenmiş sözler de deyim olabilirler. (Yağ çekmek-Dalga geçmek.)
30. Bugün kullanılan güzel sözler ilerde deyim olabilirler.
31. Dualar, yalvarışlar deyim şeklinde olurlarsa deyim olarak kabul edilebilirler. (Yaşı benzemesin.)
32. Deyimler gerçek anlamlarında ise başka dillere çevrilebilir, gerçek anlamında değilse çevrilemezler.
33. Deyimler cümle hâlinde, söz öbeği olarak veya iki sözden oluşmuş bir şekilde bulunurlar.
Deyimlerin Atasözlerinden farkını şöylece özetleyebiliriz:
1. Deyim durum, kavram bildirir.
2. Deyimlerin mecazlı anlamı vardır.
3. Deyimlerin öyküsü, efsanesi kaynağı genellikle vardır.
4. Deyimleri anlatım kalıbı olarak görebiliriz.
5. Deyimlerde kesin hüküm, öğüt, yol göstericilik yoktur. Bunun için genel kural oluşturmazlar.
Deyimlerle Atasözlerinin benzer tarafları:
1. Her ikisinde de kelimelerde mecaz, istiare, kinaye vardır.
2. Kelime dizilişleri değiştirilemez.
3. Sözdeki kelimelerin eş anlamlısını kelimenin yerine koymak olumlu bir sonuç vermez, sözü bozar.
4. Biçim yönünden birbirlerine benzerler.
Birkaç deyim tarifi vererek sözümü bitirmek istiyorum.
Ziya Bahadınlı deyimi şöyle tarif etmiştir: (İki veya daha fazla kelimeden meydana gelen, çoğunlukla kendi öz anlamının dışında yeni bir anlam veren yazıyı ya da konuşmayı daha da güzelleştiren söz bölümüne deyim denir.) Hilmi Soykut ise şöyle tarif etmiştir: (İfadeyi zenginleştirmek, kuvvetlendirmek, renklendirmek için oluşturulmuş, klişe hâline sokulmuş sözlere deyim denir.) Son olarak Ömer Asım Aksoy'un deyim tarifi de şu şekildedir: (Çekici bir anlatım kılığı taşıyan ve çoğunun gerçek anlamından ayrı bir anlamı bulunan, kalıplaşmış sözcük topluluklarına deyim denir.)
Ayrıca deyimleri terim ve söz gurupları ile karıştırmamak için çok dikkatli davranmak gerekir. Bu şekilde güzel Türkçemizi iyi öğrenip, iyi kullanarak, kullanımına katkıda bulunarak, onun gelişmesini gözlemek, bundan zevk almak, duyulacak, alınacak zevklerin en büyüğüdür kanısındayız.
DERLEYEN:DRPİST
|
|
|
Bilgi : Bu girdi 16.09.2008 00:23:31 tarihinde eklendi ve daha önce 36259 kez okundu. |
|
|
Anahtar Kelimeler: Atasözleri, ata sözleri, kadın, atasözü, haber , şiir, güzel sözler, komik, ata sozleri , deyim, özlü sözler, kelimeler, bu, büyük, ilk, sonra, sözlüğü, deyimler, ingilizce deyim, atasozleri, farklı, gibi, sözler, ile, özlü sözler, özlü güzel sözler, güzel sözler, sözler, ozlu sozler, kısa sözler, aşk sözler, guzel sözler, ilginç sözleR, etkileyici sözler, en güzel sözler, anlamlı sözler, |
|
|