Yeni Sayfa 1
 

Evlilik Oyunu

Adil Maviş

Anne Baba Okulu

Astral Seyahat

Aşkın Psikolojisi

Bağımlılık - Bağlılık

Bağışlayın ve Unutun

Başarı

Bebek Bakımı

Beyin Eğitimi

Beyin Fırtınası

Beyin ve Hafıza

Bilgece Yaşamak

Bilinçaltının Gücü

Biyoenerji

Burçlar

Burçlar, Aşk

Cemal KONDU

CEO

Cinsellik

CV / Özgeçmiş

Çocuk Eğitimi

Ders Çalışma Tekniği

Diksiyon

Duygusal Zeka

Düşünce Öğretisi

Eğitim-Öğrenme

Erkekler Üzerine

Etkileyici Sözler

Etkili İletişim

Etkili Satış

Etkin Koçluk

Evlilik Oyunu

Felsefe Yolculuğu

Feng Shui

Fıkralar ve Hikayeler

Geleneklerimiz

Geliştiren Öyküler

Geliştiren Sözler

Genç Kız Psikolojisi

Güzellik Reçeteleri

HAKKIMIZDA

Hamilelik Hakkında

Hızlı Okuma

Hipnoz

Hobi

İnsan İlişkileri

İş Dünyası

İş Görüşmesi

Kadınlar Üzerine

Kariyer

Kişisel Başarı

Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim Eğitimleri

Kişisel Gelişim Videoları

Kitaplık

Komik Fıkralar

Konuşma Sanatı

Lider Olabilmek

LİNK DEĞİŞİMİ

Meditasyon

Meslek Rehberi

Meslek Seçimi

Mutlu Evlilik

Mutluluğun Sırrı

Mutluluk Bilimi

Nil Gün

NLP

Oğuz Saygın

Olumlu Düşünme

Öğrenci

Öğrenme Sanatı

ÖSS

ÖSS Hazırlık

Özgüven

Para Sanatı

Parapsikoloji

Psikolojik Rahatsızlıklar

Refleksoloji

Reiki

Renkler

Resimler

Ruh Sağlığı

RÜYA TABİRİ ( NEFRET )

Rüya Tabirleri

Rüya Yorumları

Sağlık

Sınırsız Beyin Gücü

Sizin İçin Seçtiklerimiz

SOHBET

Stres Yönetimi

Şifalı Bitkiler

Şifalı Bitkilerle Tedavi

Testler

Türkler

Uyku ve Siz

Videolar

Yaratıcı Düşünce

Yaşam

Yazın Yayınlayalım

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
YAZAN:         17.07.2008
sevgı dedıklerı
Slm ben nazlı dilan uzun suredır yazmadım sıteye bu sure ıcınde yazdıklarımdan bır kısmını yazıyorum şimdi olumlu veya olumsuz elstırılerınızı beklıyorum. Evet bence sevgının kalıcı olması ıcın saygı ile harmanlanması lazım.Dıkkat edın sevdıgınız kısıye ayrıca saygı duymuyorsanız eger onun sızce saygı duyulacak bır tarafı yoksa aşkınızı ıyı yasayın cunku yakında bıteecek. ------aşkınız için fedakarlık yapmayın emek verın ama fedakarlık yapmayın.bence fedakarlık kendınden ödun vermektır ve ınsanı yıpratır.Eger bır gun aşkınız ıcın fedakarlık yapmanız gerekırse cıcım ayları bıtmıs demektırona saygı duyup duymadıgınız kontrol edın yoksa bosuna ugrasmayın gemı su alıyor ve batacak. -----sevdıgınıze yaranmak ıcın onun gorevlerını ustlenmeyın herkes yerını ve sorumluluklarını bılsın eger boyle yaparsanız onun sızı kullanmasına sebeb olursunuz zayıf tarafınızı gostermıs olursunuz -----sevgısının dozunu ve kısılıgını bıraz olsun cozmek ıcın ıkı sey işinize yarayabılır bırı sbebsız yere ufak kavgalar cıkarın bırde ona hak ettıgınden cok ıltıfat edın bu sıze bıraz ıp ucu verebılır. ----Onu kaybetmekten kork mayın ve bunu ona asla bellı etmeyın cunku korku ve panık hem sızın davreanıslarınızı bozar hemde hemde kaybetme korkusu yuzunden onun yanlıslarını gormesden gelırsınız cesur olun ve onu ınceleyın ----- sevmeyı denemeden once bı karar verın ama bu karar--- pazara kadar degıl mezara kadar --- kararı olmasın .zıra bu gunun ınsan kalıtesıne bakarsak bu soz tarıhı eser oldu.SOYLE DEYIN! zorlandıgım yerde degıl yıprandıgım yerde bırakacagım.Bazen zorlanırsınız ama bu yıpranmak anlamına gelmez ıkısını ıyı ayırt etnek gerek.zor olan sey bazen keyıf verır ınsana cok guzeldır ve kutsaldır. ama kımsa sverek yıpranmazzaten yıprandıgınızı hıssetttıgınızde sevgı ve saygı kalmamıs demektır.ferhat dagları delerken zorlandı ama yıpranmadı nıye cunku sevgıdıgınden emındı.kımın ıcın yıprandıgınıza dıkkat edın kım olursa olsun yıpranmaya degmez kımse .Hıc kımseden su sozu duydunuzmu --yıprandım ama degdı ne derler zor oldu ama degdı.psıkıyatrılere zorlananlar degıl yıpranan lar gıder .. yıprandıgınızı nerden anlayacaksınız pekı. bence ıkısı arasında kı fark su yardıma ıhtıyac duyuyorsanız ıslerınızde zorlanıyorsunuz demektır .ama sık dertelesecek bı dost arıyorsanız yıpranmaya baslamısınız demektır.sızı zorlayan ınsandan degıl yıpratan ınsandan kacın.kendımızı yıpratarak ne sevgımızı ne askımızı nede evlılıgımızı kurtaramayız aksıne bızde o gemıyle beraber batarız benım dusuncelerım boyle bılmem sız ne dersınız .SELAMLAR
 
 
 
 
YAZAN:  Hülya Akyıldız       18.06.2008
SİZİN ÖYKÜNÜZ HANGİSİ?
Bir rüzgarın önünde kalmışcasına sürüklenirken, rüzgarın yön verdiği ölçüde çarparak, dönerek, savrularak yol alırken hayatta; ne amaç, ne de bir yön tayin edemezken, ıslak kaldırımların kenarında köşesinde sıkışmıçasına kalırken, hayatın içinde yok olurken, neden bir durup düşünmüyor yaprak. Evet yaprak düşünemez, ya biz nasıl oluyor da kendimizi rüzgara kapılmışcasına hayatın kollarına atıyoruz. Ne oluyor da farkındalık gücümüzün önündeki engelleri kaldıramıyoruz. Hayatta yaşadıklarımız; yaşamak istediklerimiz mi? Yoksa başıboşluğumuzun sonuçlarımı? Yıllar geçtikçe acılarla olgunlaşmamız gerekirken, acıların içinde benliğimizi mi yitiriyor; unutuyoruz? Farkındalığımızı kime teslim ediyoruz? elalem denen topluma mı? Aradığımız, özlediğimiz, beklediğimiz ne? Sorgulayın bir kendinizi? Eminim bu sorgulama sonunda en derinlerinde çıkacak olan sonuç ne para ne ün ne de şöhret olacaktır. Herkesin cevabı sevmek, sevilmek; delicesine, yanarcasına, taparcasına sevmek ve sevilmek. O sevdanın içinde yok olmak kaybolmak erimek. Kim sevdası uğruna herşeyini feda etmez. Kim sevdiği uğruna can vermek istemez. Benliğin kaybolduğu sevdanın umarsız çıkmazında tek bir vucut, tek bir yürek olmak istemez? Sevdanın kollarında yaşamak sevgiyi içine doyasıya çekmek, hayatın kurallarına rağmen herşeye rağmen, ölürcesine taparcasna sevmek ve sevilmek..... Yıllar geçiyor, yorgun beden gün be gün; özlemleriyle hayalleriyle yanmakta kavrulmakta, günler geçtikçe sevginin yokluğu içinde kaybolmakta. Ruh dayanamaz duruma geldiğinde de çıkılmaz boşluklar, karanlıklar ve düşmüş herşeyden vazgeçmiş bir beden kalmakta ortada. Yaşamak; yaşanmak istercesine, yaşanılanların içinde yaşamak, insanı yok eden benliğini çalan tükenmişliklerin için de yaşamak ve.. yaşlanmak. Geriye dönüp bakıldığında yaşanmamış bir ömür, elde kalan yaşlı yorgun bir bedenin olduğunu görmek ve geriye dönmek istese de; yürek ve beden dönememek...Ne acı bir yaşanmışlık ya da yaşanamamışlığın öyküsüdür; kim bilir?.... Sonsuzluğun kollarında uçarken ruh ve yürek anılarda kalan, insanı yaralayan acıların gölgesinde yaşamın ne kadar zor olduğunu bilmek, bilerek çaresizce o acıların içinde mahkum olmak. İnsanın kendine yapabileceği daha ne kadar büyük kötülük olabilir ki? Kim siz istemeden sizi üzebilir, siz izin vermeden hayatınızı sizden kim çalabilir ki? Etrafınızda yaşanan binlerce öykülerin içinde, acıların, yaşanmışlıkların içinde, sizin öykünüz kaçıncı sırada.... Yokuş çıkılırken bile yorulunur, ter dökülür sizler daha yokuşun başında pes mi ettiniz? Engeller bir bir çıktıkça karşınıza, ulaşılması gereken noktanın ne kadar uzakta ve imkansızlığını gördüğünüzde mi vazgeçtiniz, pes edip yokuşun yamaçların da yaşamızı sürdürmeye devam ettiniz? Yanınızdan geçip giden azimli insanları gördükçe, bir zamanlar sizinde olduğunuz noktada onları gördükçe, onların da pes edeceğini görmek için beklediniz. Ama ne oldu devam ettiler değil mi? Neden şaşırıyorsunuz ki? Onların taşıdığı ruh mücadeleyi seven, pes etmeyen, ayağı kaysa da hemen toparlanıp yukarıya bakıp devam eden, ve kendilerini yokuşu çıkmış tepede hayal edip orada olmanın mutluluğunun; kendilerine paha biçilemez bir yorgunluğun bedeli olacağını bilen kişiler. Sizde öyleydiniz bir zaman sizi vazgeçiren yükseklik mi? yoksa mücadeleden vazgeçip pes ettiren bahaneleriniz mi? İşte etrafınızda ki başarılı öyküleri bulunan insanların o noktaya gelmeden önce aynen sizin durduğunuz noktadan geçtiklerini ve azmin mücadelenin ruhlarında ki inancın yardımıyla oraya çıkabilenlerin öyküsü de budur? Ya sizin... sizin öykünüz hangisi?..... Hülya Akyıldız
 
 
 
 
YAZAN:  Hülya Akyıldız       15.06.2008
Sevginin Gücü
SEVGİNİN GÜCÜ İnsanlık nereye gidiyor? Hiç bu soruyu sordunuz mu kendinize?. Nasıl bir hayat yaşıyoruz? Sadece kendimize odaklanarak kendi isteklerimizi öne çıkaran bencilce bir hayat mı sürüyoruz? Etrafımızda olup bitenleri algılayabiliyor muyuz?Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetimi var içimizde? Hayatın sırrı nedir? Soruları çoğaltmak mümkün, o kadar çok sorulması gereken soru var ki. Peki neden sormuyoruz bu soruları kendimize ya da aman boşver sorsak ne olcak boşuna kafa patlatmayalım mı, diyeceksiniz? İnsanlar hırçınca bir arayış içindeler başarı, ün, para, şöhret bunlara ulaşmak için elinden gelen tüm çabayı gayreti gösteriyorlar, neden bu arayış? Çünkü; mutluluğu, huzuru onları herşeye rağmen sevecek birilerini arıyorlar gerçek sevgiyi. Oysa ki aradıkları kendi içlerinde; gerçek huzur, sevgi insanın kendinde gizli. Sizler hayatınızda kim olursa olsun herşeye rağmen sevebiliyormusunuz, onu davranışlarıyla değil hareketleriyle değil; onu o olduğu için, herşeye rağmen seviyorum diyebiliyor musunuz? Eğer herşeye rağmen sevdiğiniz bir veya birileri varsa sizde o derece sevilirsiniz aradığınız sevgi bir gün mutlaka karşınıza çıkacaktır. Nerde ben neden bulamıyorum dediğinizi duyar gibiyim! Evet içinizde, bir bakın unuttuğunuz kalbinizin güzelliğine, sadece orda atmakla, sizin yaşam faaliyetlerinizi sürdürmekle görevli değil; sadece fiziksel olarak bir organ, fakat ruhsal boyutta vicdan, iyilik, sevgi, barış, dostluk bunların da simgesisir kalp. Hiç bir kişiye kötülük yaptıkdan sonra rahat bir uykuya yatan biri varmı aranızda? varsa o kişi zalimdir zaten. Oysaki bir iyilik yapmış, aciz bir insanın elinden tutmuş bir kişiyseniz; yatağa yattığınızda huzur duyuyorsanız, işde siz o mutluluğu bulmuş kişilerdensiniz demektir. Hülya Akyıldız
 
 
 
 
YAZAN:  asistan       24.05.2008
AFFETMEK ACIYI VE NEFRETİ DİNDİRİR!!!
AFFETMEK ACIYI VE NEFRETİ DİNDİRİR!!!

Affetmek acıda, öfkede, güvensizlikte ve şaşkınlıkta başlar. Nefretin içinde filizlenir. Ateşli bir intikam istediğinde büyür. Acı, şok ve hayal kırıklığında başlar. Bu davranışı asla bağışlayamayıp affedeceğiniz gibi sabit düşüncesiyle başlar.

Affetmek acıyla başlar, eğer şanslıysanız barışla sona erer. Affetmenin peşinden koşsanız ya da affedilmeye de uğraşsanız ilk hissedeceğiniz, barış dolu bir yere gelmeyi umarak acı olacaktır.

Öfke kendini haklı görme, gurur ve dargınlıktan oluşan çalılık ve dikenlere takılır.

Affetmek cesaret ister. Ayrıca erdem, sabır ve hayat gücü de gerektirir.

Affetmeye giden upuzun yol, intikama giden upuzun yoldan daha iyidir. Ayrıca da bu yolculukta önemli olan sadece varış noktası değil, içinden geçtiğimiz süreçte çok önemlidir.
 
 
 
 
YAZAN:  asistan       24.05.2008
AFFETMEK CESARETTİR!!!
AFFETMEK CESARETTİR!!!

Affetmenin üzülmekle birçok ortak noktası vardır. İkisi de çok zordur ve kötü hissetmemize yol açar. İkisi de fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlığımızı düzeltir. İkisi de kaçındığımız ve ya umursamadığımız, son derece acı veren duygulardan yararlanır. Çoğumuz üzülmekten ve ya affetmekten utanırız. Çünkü ikisi de acı vericidir. Bir çok insan üzülmenin öneminin farkında olurken hepimiz affetmek konusunda geri çekiyoruz.

Psikiyatrlar “ertelenmiş üzüntü tepkisi” denen durumun varlığını uzun zamandır bilmektedir. Kendimizi konuşacak ya da yas tutacak kadar üzgün hissederseniz muhtemelen 1-2 yıl içinde depresyona girer ve sebebini anlamazsınız…